Duyurular

BASINA VE KAMUOYUNA DUYURUMUZDUR!

11 Ocak 2016

Biz aşağıda imzası olan kadın ve LGBTİ örgütleri, Eşitlik İzleme Kadın Grubu’nun (EŞİTİZ) 24 Ekim ve 19 Aralık 2015 tarihlerinde, İstanbul’da, düzenlediği iki ayrı toplantıda bir araya gelerek veya süreci takip edip toplantı sonuçlarını aramızda tartışarak, Türkiye’de yaşanan sorunların yasalardan değil, yasaların uygulanmaması ya da cinsiyetçi biçimde uygulanmasından kaynaklandığı saptamasında ve aşağıdaki konularda fikirlerimizi ortaklaştırdık.

İlk olarak “Kadın Cinayetlerinde Cezaların Ağırlaştırılması, Haksız Tahrik ve İyi hal İndirimlerinin Kaldırılması Bizim Ortak Talebimiz mi?” sorusunu tartıştık, şunları belirledik:

  •  Türkiye’de kadına karşı şiddet konusundaki güncel devlet politikası, ikili bir yapı taşıyor. Bu politikanın birinci ayağı, kadın erkek eşitliğini kabul etmeyen bir devlet propagandası ile kadına karşı şiddetin kışkırtılması ve bu şiddetin ilk tezahürleri olan kadınlara yönelik aşağılama, ayrımcılık, hakaret, tehdit, şantaj, yaralama, cinsel taciz ve cinsel saldırılar gibi suçların çeşitli mekanizmalar ile cezasız bırakılmasıdır. Güncel devlet politikasının ikinci ayağı ise, konu kadına karşı şiddetin uç noktaları olan tecavüz ve cinayet olduğunda daha da ağır cezaların istenmesi üzerine kuruludur. Oysa gerek tecavüz ve gerekse de kadın cinayetleri için TCK’daki cezalar yeterince ağırdır. Sorun, tecavüzcülerin ve katillerin çoğunun cinsiyetçi ve yasaya aykırı yargı kararlarıyla aklanması ya da daha düşük cezalarla cezalandırılması olarak karşımıza çıkıyor.
  • Yargıda özelikle “tahrik” ve “iyi hal” gerekçeleriyle yapılan “erkeklik indirimleri” olarak adlandırılabileceğimiz cinsiyetçi kararlar, bizzat yasanın kendisine aykırıdır. Örneğin Bianet’in medyaya yansıyan haberler üzerinden yaptığı araştırmaya göre, kadın cinayetlerinde, sanıkların sadece % 45’i tahrik ve iyi hal indirimlerinden faydalanmıştır. Sanıkların % 55’inin bu indirimlerden yararlandırılmamış olması, kadın hareketinin başarısıdır ve var olan yasaların cinsiyetçi olmayan bir biçimde uygulanabileceğinin de kanıtıdır. Yine Bianet’in araştırmasına göre, kadın cinayeti davalarının %65’inde sanıkların %29’u “ağırlaştırılmış müebbet”, % 35’i ise “müebbet hapis” cezasına çarptırılmıştır. Ağırlaştırılmış müebbet ya da müebbet hapis cezaları zaten yeterince ağır cezalardır. Bunlardan daha ağır cezalar istemek; idam, linç, koğuş infazı, hadım, kısas gibi bireysel ve toplumsal öç alma mekanizmalarını meşrulaştırıcı bir taleptir. Tüm bunlar, yaygınlaşan şiddet kültüründen beslenen ve onu daha da besleyen cezalandırma yöntemleridir. Ağır cezaların hiçbir biçimde caydırıcı olmadığı dünya ve ülke gerçekleri ile ortadadır. Asıl olan, cinsiyetçi ve yasaya aykırı uygulamalarının ortadan kaldırılmasıdır. 
  • Kaldı ki, erkek şiddeti salt bireysel bir tutum değildir. Arkasında erkek egemen, cinsiyetçi bir sistem ve bu sistemin kadınları baskı altında tutmaya yönelik sistematik çabası yatmaktadır. Bugün Türkiye’de bu sistem, dozu giderek artan ve yaygınlaşan dev bir propaganda mekanizması ile kadınları geleneksel/cinsiyetçi kadınlık ve annelik rollerini gönüllü olarak kabule zorlamak; buna itiraz eden kadınları ise, şiddetin tüm biçimleri ile cezalandırmak üzerine kurgulanmıştır.
  • TCK’da “erkekliğime hakaret etti, öldürdüm” indirimi yoktur. Bu ve benzeri tüm haksız tahrik indirimleri, cinsiyetçi “erkeklik” indirimleridir. Aynı şekilde, TCK’da “kravat” indirimi de yoktur. Bu türden “iyi hal” indirimleri de cinsiyetçi “erkeklik” indirimleridir. Ceza indirimlerinin bu cinsiyetçi uygulanışına itiraz ederken; “tüm ceza indirimleri kaldırılsın” demek, o suçu kışkırtan tüm eril yapıyı ve toplumsal mekanizmaları göz ardı ederek, tüm suçları sadece bireye fatura etmek ve o bireyi “sosyal idama” mahkum etmek anlamına gelmektedir.
  • Bu nedenle şu anda Türkiye’de acil sorun, yasa maddelerinin değiştirilmesinden çok, kadınlara karşı işlenen şiddet suçlarında Kadına Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi’nin (İstanbul Sözleşmesi) gereklerinin yerine getirilmesidir. Acilen İstanbul Sözleşmesi’nde düzenlendiği üzere “kültür, örf ve adet, gelenek veya sözde “namus”un gerekçe olarak kabul edilmemesini” sağlamak ve aynı sözleşme gereği, “mağdurun, kültürel, dinî, toplumsal ya da geleneksel olarak kabul gören uygun davranış normlarını ve âdetlerini ihlal ettiği iddiaları”nın gerekçe yapılmasını yasaklamak üzere gerekli tedbirlerin alınması gerekmektedir. Yargıçlara ve savcılara verilecek tek günlük bir eğitimle ve çıkartılacak tek bir içtihadı birleştirme kararı ile bu cinsiyetçi yargı yorumlarına son vermek mümkündür.
  • Yaygın medyanın da desteği ile şu anda “Özgecan Aslan Yasası” adı altında yürütülmekte olan “cezalar artırılsın, indirimler kaldırılsın” kampanyası; devletin kadına karşı şiddeti körükleyen politikalarının gözden kaçırılmasına; kamuoyunun dikkati ve baskısını, cezaların yetersizliğine ve yargının verdiği yanlış kararlara odaklamaya çalışmaktadır. Medyanın da desteği ile yürütülen ve temel mesajı sadece “cezalar artsın, indirimler kalksın” olan bu kampanya, sorunu çözmek bir yana daha da içinden çıkılmaz hale getirecektir. Çözüm, Özgecan Aslan ve onun gibi katledilen yüzlerce kadının katillerini yaratan ve cezasız bırakan sistemi, bu durumu körükleyen devlet politikalarını ve devletin kadına karşı şiddeti ortadan kaldırma yükümlülüğünü görünmez hale getiren kampanyalar ya da yasalarda yapılacak ufak tefek tadilatlar değil; gerçek bir kadın-erkek eşitliği ve bu eşitliği sağlamak için yaratılacak etkin kurumsal mekanizmalardadır.

İkinci tartışma konumuz, hükümetin “Ceza Muhakemesinde İş Yükünün Azaltılması Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” idi. “Kadına Karşı Şiddet Konusunda Arabuluculuk / Uzlaştırma, Basit Yargılama Usulü ve Pazarlık”  konusunda, toplantıya katılan tüm kadın platformları, kadın örgütleri ve bağımsız kadınlar olarak aşağıdaki konularda ortaklaştık:

  • Bugün Türkiye’de yasal düzeyde en önemli sorun, tecavüz ve cinayete varmayan şiddet suçlarındaki cezaların paraya çevirme ve erteleme gibi nedenlerle; denetimli serbestlik üzerinden çıkartılan gizli aflarla cezasız bırakılmasıdır. Açıktır ki, şiddetle mücadelede asıl etkili olacak yöntem, cinayetlere uzanan şiddet zincirinin ilk halkalarında kadınlar için güçlendirici, erkekler için caydırıcı etkide bir ceza politikasıdır. Siyasi iktidar, bu konuda herhangi bir adım atmayı düşünmediği gibi; tam tersine, kadın ve çocuklara karşı işlenen cinsel suçlar da dahil olmak üzere cezası beş yıla kadar olan suçlarda, basit yargılama, pazarlık ve uzlaşma getiren bir yasa hazırlığı içindedir. Oysa ki, İstanbul Sözleşmesi 48/1 maddesinde, psikolojik, fiziksel, cinsel ve ekonomik, kadına karşı tüm şiddet biçimleriyle ilgili olarak arabuluculuk ve uzlaştırma da dâhil olmak üzere zorunlu alternatif çatışma çözüm süreçlerini yasaklamak üzere gereken yasal veya diğer tedbirleri” alma görevi yüklemektedir. Ayrıca, İstanbul Sözleşmesi’nin 56/g hükmü, “mağdur ve failler arasındaki iletişimin mahkemede ve kollukta, mümkün olduğu ölçüde önlenmesini sağlama” gerekliliğini düzenlemekte iken, Hükümet taslağı, mağduru 45 gün sürecek bir pazarlığın içine çekmeye çalışmaktadır. Kadınlarla ilgili davaları “yargıya iş yükü” olarak gören; kadınlara karşı suçları, suç olmaktan çıkarmaya, kadınları saldırganları ile barıştırma/uzlaştırmaya çalışan bu taslak derhal geri çekilmelidir.

Kadına karşı şiddetle mücadele için, öncelikle ve acilen;

  • Kadın erkek eşitliğinin sağlanması; kalıplaşmış cinsiyet rolleri, örf, adet, din, gelenek, kültür vb. hiçbir mazeret ileri sürülmeksizin kadına karşı şiddetin önlenmesi öncelikli bir devlet politikası olarak ilan edilmeli ve gerekleri yerine getirilmelidir. Bu çerçevede, Avrupa Konseyi İstanbul Sözleşmesi’nin tüm gerekleri ilgili kadın ve LGBTİ örgütleriyle birlikte yaşama geçirilmelidir.
  • Devlet mekanizmaları ve toplumsal yaşamın her alanında kadınların eşit temsili sağlanmalıdır.
  • İstanbul Sözleşmesi’nin de devletleri yükümlü tuttuğu üzere, şiddetle mücadele için sığınaklar, kadın danışma merkezleri, cinsel şiddet kriz merkezleri ve alo şiddet hattı ülke çapında ve kadınların ve LGBTİ bireylerin kolaylıkla ulaşabilecekleri yaygın bir ağ olarak devlet kurumları ve yerel yönetimlerin işbirliği içinde olacakları bir şekilde kurulmalıdır.
  • Derhal, kadın cinayetlerini önleme ve can güvenliği riski bulunan vakaların bizzat takibi görevi bulunan kadın cinayetleri ile ilgili bir birim oluşturulmalıdır. 6284 Sayılı Yasa çalışmaları sırasında, 260’ın üzerinde kadın örgütünün oluşturduğu Şiddete Son Platformu’nun kadın cinayetleri ile ilgili özel bir birim kurulması önerisi iktidar tarafından reddedilmiştir. Aradan geçen süre içinde artmaya devam eden kadın cinayetlerinin, doğrudan doğruya bu konuyla ilgili bir birim kurulmaksızın önlenemeyeceği artık kabul edilmelidir. Aynen Tanık Koruma Kurulu gibi, aynı ve ek yetkiler ve olanaklar ile donatılmış Cumhuriyet Başsavcılığı, Emniyet ve Jandarma Genel Müdürlükleri, İçişleri ve Adalet Bakanlıkları temsilcileri, Adli Tıp temsilcisi ve kadına karşı şiddet alanında çalışan hükümet dışı kadın örgütü temsilcilerinden oluşan bir özel birim kurulmalıdır.

Bizler kadın ve LGBTİ alanında çalışan örgütler olarak, yukarıdaki konularda tartışmış ve anlaşmış bulunuyoruz.

Herhangi bir örgütün, kadın/erkek milletvekili ve diğerlerinin, bu konularda bizler adına konuşmasını kabul etmiyoruz. Ana akım ya da alternatif olma iddiasındaki hiçbir medya mecrasının da kendi sol ya da sağ, ama son tahlilde cinsiyetçi, muhafazakar, ahlakçı, zihinsel kodlarını bize dayatmasını istemiyoruz. Bu dayatmaların bizim sözümüzü boğmasına, kendi gündemlerini dayatmasına izin vermeyeceğiz! 

Adana Kadın Da(ya)nışma Merkezi ve Sığınma Evi Derneği (AKDAM)

Adıyaman Kadın Yaşam Derneği

Ankara Feminist Kolektif

Ankara Kadın Platformu

Antalya Kadın Danışma Merkezi Ve Dayanışma Derneği

Ayvalık Bağımsız Kadın İnisiyatifi

Bağımsız Kadın Derneği Mersin

Başkent Kadın Platformu Derneği

Bodrum Kadın Dayanışma Derneği

Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği

Cinsiyet Eşitliği İzleme Derneği (CEİD)

Edirne Kadın Merkezi Danışma Derneği

Ergani Selis Kadın Derneği

Eşit Yaşam Derneği

Eşitlik İzleme Kadın Grubu (EŞİTİZ)

Ev Eksenli Çalışan Kadınlar Çalışma Grubu

EVKAD-Adana

Femin Art (tüm şubeleri)

Filmmor Kadın Kooperatifi

Gökkuşağı Kadın Derneği

İstanbul LGBTI Dayanışma Derneği

İzmir Kadın Dayanışma Derneği

Kadıköy Kent Konseyi Kadın Meclisi

Kadın Adayları Destekleme Derneği (KA-DER)

Kadın Cinayetlerine Karşı Acil Önlem Grubu

Kadın Çalışmaları Derneği

Kadın Dayanışma Vakfı

Kadın Mühendisler Grubu

Kadın Özgürlük Meclisi (KÖM)

Kadın Yazarlar Derneği

Kadının İnsan Hakları – Yeni Çözümler Derneği

Kadınlara Hukuki Destek Merkezi (KAHDEM)

Kadınlarla Dayanışma Vakfı (KADAV)

KAOS GL

Kapadokya Kadın Dayanışma Derneği

Karadeniz Kadın Dayanışma Derneği

Kırmız Biber Derneği

Kırmızı Şemsiye Cinsel Sağlık ve İnsan Hakları Derneği

Lambdaistanbul LGBTİ Dayanışma Derneği

Mardin Ortak Kadın İşbirliği Derneği (MOKİD)

Mersin 7 Renk Derneği

Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı

Mor Salkım Kadın Dayanışma Derneği

Muğla Kadın Dayanışma Grubu

Muş Kadın Çatısı Derneği

Muş Kadın Derneği

Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği

Siyah Pembe Üçgen İzmir

Sosyal Politikalar Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği (SPoD LGBT)

Şanlıurfa Yaşam Evi Kadın Dayanışma Derneği

Trabzon Barosu Kadın Hakları Komisyonu

Türk Kadınlar Birliği (tüm şubeleri)

Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği (22 şubesi)

Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu

Türkiye Yunanistan Kadınları Barış Girişimi (Winpeace)

Uçan Süpürge Kadın İletişim ve Araştırma Derneği

Van Kadın Derneği (VAKAD)

Yaşam Kadın Çevre Kültür ve İşletme Kooperatifi (YAKA-KOOP)


CEID
in Kitap ve Gazete tanıtım Partisine Davet 

AB Delegasyonu Demokrasi ve İnsan Hakları Avrupa Aracı Ülke Bazlı Hibe Programı tarafından desteklenen Türkiye’de Hak Temelli İzleme: Sivil İzleme İnisiyatiflerinin Haritalanması ve İzlemede Toplumsal Cinsiyet Perspektifinin Güçlendirilmesi başlıklı Projemizi bitirdik. Projemizin çıktılarından Hak Temelli İzleme ve Değerlendirme ve Toplumsal Cinsiyet Anaakımlaştırması başlıklı kitabımız ve GAZETE CEİD’in tanıtım kokteylinde bizimle birlikte olmanız bizlere ışık saçacak.

Tarih  : 16 Aralık 2015

Saat    : 16.30-19.00

Yer      : Elit Palas Otel

Adres : Bestekâr Sok. No: 26 Çankaya Ankara – www.elitpalas.com.tr

Invitation to CEIDs Book and Gazette Launch Party

We have just finalised our project entitled “Rights Based Monitoring in Turkey: Mapping the Civil Monitoring Initiatives and Strengthening Gender Perspective of Monitoring” and financed by the Delegation of the European Union to Turkey. Your presence in our cocktail party for launching two outcomes of our project a book entitled Rights-Based Monitoring and Evaluation and Gender Mainstreaming, and the other one is GAZETTE CEİD will bestow light on us.

Date   : 16 December 2015

Time   : 16.30-19.00

Place  : Elit Palas Otel

Address: Bestekâr Sok. No: 26 Çankaya Ankara – www.elitpalas.com.tr

 Elit Palas Otel Tel/Phone: 0312 424 05 71

25 Kasım 2015 Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü

Onlar “kadın” oldukları için öldürüldüler

Dünyanın ve Türkiye’nin şiddet sarmalı içinde dönüp durduğu 2015 yılında Türkiye’de 261 kadın sadece “kadın” olduğu için öldürüldü.

Bu sayı basına yansıyan cinayetlerin toplam sayısıdır. Duymadığımız cinayetler olabileceği herkesin malumudur.

Hepimizin dışarıdaki şiddetten korunmak için evlerimize sığındığımız dönemde onlar evlerinde korku içinde yaşadılar ve öldüler.

Milyonlarca kadın şiddet yaşadı ve yaşamaya devam ediyor.

KAMER örgütlü olduğu, çalışmalar yürüttüğü illerde son bir yıl içinde yaklaşık 40.000 kadın ile yüz yüze görüşmeler yaptı.

Görüşülen kadınlar, kadınların %90’nın şiddet yaşadığını düşünüyorlar.

Ancak başta korku olmak üzere, çaresizlik, dil, yol yordam bilmedikleri için şiddetten kurtulmak için harekete geçmiyorlar.

Şiddetin çeşitli türlerini dikkate alarak hesapladığımızda Türkiye’de şiddet yaşayan kadın oranı ortalama %40 gibi görünüyor olsa da %50 civarında görünmeyen, gizli yaşanan şiddet olduğunu biliyoruz.

En önemli hedefimizin görünmeyen şiddetin ortaya çıkarılması olduğunu ve devletin bu görevi kadın kuruluşlarının desteği ile sağlayabileceğini düşünüyoruz.

Kadına yönelik şiddetin sistem sorunu olduğunu, eğitim, gelir durumu, dil, savaş ve çatışmalar gibi durumların arttırıcı tali sebepler olduğunu biliyoruz.  Ancak bu sebepler şiddeti ciddi anlamda arttırmaktadır.

Yoksulluk kadın ve çocuklara yönelik şiddetin görünürlüğünü azaltan çok önemli bir örtücü faktör olarak görünmektedir. Pek çok kadın “evet şiddet yaşıyorum ama şimdi bununla uğraşamam, çoluk çocuk aç” diyerek yaşadığı şiddeti sıradanlaştırmaktadır.

Bu nedenle yoksul, eğitim hakkını kullanamamış, “dil”den kaynaklı iletişimsizlik yaşayan kadınlar için özelliklerine uygun programlar geliştirmek ve acilen uygulamaya başlamak gerekmektedir.

Kaynağı aynı olsa da bölgelere hatta illere göre büyük farklılıklar gösteren sorunların tanımlanması ve çözümü ancak yerinden yönetim ile mümkün olabilir.

 Ve Çocuklar

Kadınların yaşadığı şiddetin görünmeyen mağdurlarıdır.  Hane başına düşen çocuk sayısı yaklaşık 4’tür. 1 kadının yaşadığı şiddeti onunla birlikte 4 çocuk da yaşamaktadır. Çocuklar çoğunlukla anne ile birlikte dayak yemekte, cezalandırılmakta, kaçmaktadır.

Fiziki bir şiddetin söz konusu olmadığı durumlarda bile geleneksel çocuk eğitimi şiddet ile şekillenmiştir. En hafif şekliyle çocuklar ailenin aksesuarı olarak kabul edilmektedir.

Ne yazik ki Türkiye’de çocuklara yönelik şiddetin “toplumsal cinsiyet rollerinin” sonucu olarak yaşandığı henüz yeterince kabul görmemektedir. Bu anlayışı bir an önce aşmak, özellikle çocukları birey sayan bir yaklaşımla, erken çocukluk dönemi çalışmalarını desteklemek gerekmektedir.

Barışın inşası bizimle başlar. Önce kendimizle sonra bütün farklılıklarını kabul ederek çevremizle barışmak, dünya barışı için atılmış büyük bir adım olacaktır.

Kadınların öncelikle evlerinde ve her yerde güven içinde olabilecekleri savaşsız, şiddetsiz günler umuduyla.

Saygılarımızla

KAMER Vakfı

Hak Temelli İzleme Çalışmaları ve Toplumsal Cinsiyet Perspektifinin Güçlendirilmesi Üzerine Diyaloglar

 4-5-6 Kasım 2015

1 Gün

09.30-10.00: Kayıt

10.00-10.15: Açılış Konuşması

10.15-11.00: Cinsiyet ve Hak Temelli Çalışan Örgütlerle İzleme Üzerine Diyaloglar  Toplantısı Değerlendirme

11.00-12.00: Eşitlik, İzleme,  Anaakımlaştırma

12.00-13.00: Yemek arası

13.00-14.00: Araştırma Sonuçları/Sorun Alanları

14.00-14.15: Ara

14.15-16.00: Toplumsal Cinsiyet ve İzleme İlişkisi: Kadına Yönelik Şiddet Ulusal Eylem Planı

 2. Gün

10.30-11.00:  Açılış Konuşması-Proje Tanıtım/Kesişimlilik

11.00-12.00: İzleme Raporları Niceliksel/Niteliksel Analiz

12.00-13.00: Yemek arası

13.00-14.00: Dava İzleme Sunum

14.00-15.00: Yeni Kuşak Haklar

15.00-15.15: Ara

15.15-17.15: Hak Temelli İzleme ve Toplumsal Cinsiyet İlişkisi: Tartışma ve Grup Çalışması

 3. Gün

Ortak Anlayış ve Kamu-Sivil Toplum İşbirliği Üzerine Diyaloglar

9.30-10.00: Kayıt

10.00-10.15: Açılış Konuşması

10.15-10.45: Proje Tanıtım/Ortak anlayış, işbirliği, kesişimlilik

10.45-11.00: Ara

11.00-12.00: Kamuda İzleme: Mevzuat Bize Ne Söylüyor?

12.00-13.00: Yemek arası

13.00-14.00: Grup Çalışması

14.00- 14.15 Ara

14.15-15.15: İşbirliği, Ortak Anlayış, Katılım

15.30-16.00: Değerlendirme ve Kapanış

Kadın ve LGBTİ örgütleri olarak herkesi katliama sessiz kalmamaya çağırıyoruz!‪#‎HayatıDurduruyoruz

Basına ve Kamuoyuna;
Biz kadınlar 1 Eylül’de “DURUN! Öldürmeye değil, yaşatmaya çalışın! Biz kadınlar ölümün değil, yaşamın tarafındayız,” demiş, 113 kadın ve LGBTİ örgütü olarak barış deklarasyonumuzu herkesle paylaşmıştık. Bugün bu ölüm, bu silahlar hepimizi, ülkenin başkentinde, Ankara’nın orta yerinde barışın sesini yükseltmek için coşkuyla, şenlikle bir araya gelen emekçileri, gençleri, kadınları hedef aldı. Yaşatmak derken, bu kadar insanın böyle hunharca öldürülebildiği bir yaşam, bir ülke değildi bahsettiğimiz. Böyle bir ülkenin olabilirliğini, böyle bir yaşamı sürdürmeyi kabul etmiyoruz. Güvenliğimizden sorumlu olan hükümet ve bağlı olan tüm kurumların derin bir sorumsuzluk içinde olduğunu görüyoruz ve güvenliğimizin hak ve özgürlüklerimizin kısıtlanması, ortadan kaldırılmasıyla sağlanamayacağını biliyoruz.

Bunca ölümün karşısında bulunduğumuz her yerde hayatı durdurmaktan başka çaremiz kalmadı. Bu nedenle KESK, DİSK, TTB, TMMOB tarafından yapılan üç günlük grev çağrısına biz kadınlar da katılıyoruz. Bulunduğumuz her yerde iş bırakıyoruz. Kepenklerimizi kapatıyoruz, okula, işyerlerine gitmiyoruz, ev işi yapmıyoruz. Hayatın her alanında yaşamı kuran biz kadınlar biliyoruz ki, biz hayatı durdurursak hayat gerçekten durur.

Tüm kadınları bu greve katılmaya, hep birlikte hayatı durdurmaya, grev sırasında kaybettiklerimizi anmaya, cenazelere katılmaya çağırıyoruz. Evlerimize, işyerlerimize, arabalarımıza siyah bezler asıyoruz, yakalarımıza siyah kurdeleler takıyoruz.

#HayatıDurduruyoruz

Feride Acar GREVİO’ya Başkan seçildi

Prof.Dr. Feride Acar Avrupa Konseyi’nde aile içi ve kadına yönelik şiddetin engellenmesiyle ilgili kabul edilen İstanbul Sözleşmesi’nin denetim organı olarak görev yapacak uzmanlar grubu GREVİO Başkanlığına seçildi. Aile içi ve kadına yönelik şiddetin engellenmesiyle ilgili kabul edilen İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanmasının denetlenmesi için kurulan grupta 10 kadın uzman bulunuyor.

 Geçtiğimiz 4 Mayıs’da GREVİO üyeliğine en yüksek oyla seçilen Prof. Dr. Feride Acar, dün denetim organı tarafından Grevio Başkanlığına getirildi. Acar’ın GREVİO Başkanlığına seçilmesini kadın örgütleri sevinçle karşıladı.
Geçtiğimiz yıllarda Birlemiş Milletler CEDAW komitesi başkanlığı ve yönetim kurulu üyeliklerinde bulunan KAZETE Yayın kurulu üyesi,  ODTÜ öğretim üyesi siyaset bilimci Prof..Dr. Feride Acar’ı yürekten kutlar ve yeni görevinde başarılar dileriz.
Kaynak: Kazete
71365fd4e5362c7b51d6e6b4a0ba9812

BARIŞ İÇİN KADIN VE LGBTİ ÖRGÜTLERİ ORTAK DEKLARASYONU

HERKESE SESLENİYORUZ!

 Biz bu ülkenin kadınları, barış istiyoruz. Savaşın, çatışmanın kıyıcılığını daha kaç kuşak yaşayacak? Telafisi olmayan bunca acıyla ne yapacağız?

Seçime beş kala iktidarın “dondurduğunu” ilan etmesiyle çözüm süreci ortadan kalktı.  Savaş dili eskisinden de beter biçimde geri döndü.  Kanı yerde kalmayacak dedikleriniz, bizim çocuklarımız. Feda edebileceğinizi söyledikleriniz, bizim çocuklarımız, bizim yakınlarımız. Öldürdükleriniz, bizim çocuklarımız.

Nasıl bir Meclis, nasıl bir ülke istediğimizi oylarımızla anlattık. İrademiz hiçe sayıldı. Bombalamalar, yangınlar, misillemeler sardı etrafımızı. Bir ayda onlarca insanımız öldü. Onların yasını tutmak yerine yeni kayıpların korkusunu duyurdunuz. Biz seçimimizi savaştan yana yapmadık. Yürürlükteki antidemokratik hukuka bile uymayan bir olağanüstü hal rejimine oy vermedik. Ne bombalara, ne misillemelere ne infazlara ne de sabotajlara ihtiyacımız var.

Biz kadınlar, bir savaş ve çatışma ortamını kabul etmeyeceğimizi buradan ilan ediyoruz.  Silahlı, silahsız tüm taraflara “artık bir durun” diyoruz.  Haklı haksız tartışmasını bir kenara bırakarak, “o başladı, bu başladı” demeden  DURUN! Öldürmeye değil, yaşatmaya çalışın!  Biz kadınlar ölümün değil, yaşamın tarafındayız. Silahları susturun! Diyalog ve müzakereler başlasın! Demokratik çözüm yolları hayata geçirilsin! Ki barışa dair umudumuz, beklentimiz hayat bulabilsin. Barış için gerçek adımlar atılsın ki bu ülkenin çocuklarının bir geleceği olabilsin.

Biz kadınlar barıştan asla vazgeçmeyeceğiz. Hiçbir savaş çığırtkanlığına, kışkırtıcılığına prim vermeyeceğiz. Çünkü biz biliyoruz ki ayrımcılığın ortadan kalkması, adaletin tesis edilebilmesi hepimiz için eşit ve özgür bir yaşam ancak barış ortamında mümkündür. Biz, yok sayılmanın, yok edilmenin anlamını hayatlarımızdan, verdiğimiz mücadeleden iyi biliriz. Barış için ısrar edeceğiz.

 1 Eylül 2015

 İMZACI ÖRGÜTLER

Adalar Vakfı Kadın Çalışma Grubu

Adalet Eşitlik ve Özgürlük İçin Kadın Grubu

Adana Kadın Da(ya)nışma ve Sığınma Evi Derneği (AKDAM)

Adıyaman Kadın Yaşam Dernegi/ AKAYDER

Ankara Feminist Kolektif

Ankara KA.DER

Antakya Kaws Kuzah Lgbti Topluluğu

Antalya Kadın Danışma Merkezi ve Dayanışma Derneği

Ataşehir Kent Konseyi Kadın Meclisi

Avrupa Kadın Lobisi Türkiye Koordinasyonu (AKL TK)

Ayvalık Bağımsız Kadın İnisiyatifi

Bağımsız Kadın Derneği (Mersin)

Barış İçin Akademisyen’lerden Kadınlar

Barış İçin Kadın Girişimi

Batman Selis Kadın Danışmanlık Merkezi

Buca Evka-1Kadın Kültür ve Dayanışma Evi Derneği (BEKEV)

Bodrum Kadın Dayanışma Derneği

CEDAW Sivil Toplum Yürütme Kurulu

Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği

Cinsiyet Eşitliği İzleme Derneği (CEİD)

Çanakkale  El Emeğini Değerlendirme ve Kadın Dayanışma Merkezi (ELDER)

Çanakkale Girişimci Kadınlar Kooperatifi

Çanakkale Kadın Platformu

Çukurova Kent Konseyi Kadın Meclisi

Deli Kadın Dergisi

Dış Politikada Kadınlar (Women in Foreign Policy)

Didim Kibele Kadın Derneği

Disk/Dev Sağlık İş Sendikası’ndan Kadınlar

DİSK/Genel-iş İstanbul Kadın Komisyonu

Disk Kadın Komisyonu

Ekmek ve Gül Dergisi

Engelli Kadın Derneği (ENG-KAD)

Erktolia

Erzincan Katre Kadın Oluşumu

Esenyalı Kadın Dayanışma Derneği

Eşitlik İzleme Kadın Grubu (EŞİTİZ)

Eşit Yaşam Derneği

Ev Eksenli Çalışan Kadınlar Çalışma Grubu

Ev Hanımları Dayanışma ve Kalkındırma Derneği/ EVKAD

Femin & Art Uluslararası Kadın Sanatçılar Derneği Genel Merkez ve Şubeleri

Filmmor

Girişimci Kadınların Desteklenmesi Derneği

Gülsuyu Gülensu Dayanışma Evi

Gündem Çocuk Derneği Kadın Grubu

Günebakan Kadın Derneği

Haklı Kadın Platformu

Hatay Mor Dayanışma Kadın Derneği

Hevi Lgbti Derneği

İHD Kadın Sekreterliği

İHD İstanbul Şubesi Kadın Komisyonu

İstanbul Feminist Kolektif

İstanbul Lgbti Dayanışma Derneği

İTÜ Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Kulübü -Cins Arı

İzmir Amargi

İzmir Bağımsız Kadın İnisiyatifi

İzmir Çiğli Kadın Emeğini Değerlendirme Dayanışma ve Kültür Evi Derneği (ÇEKEV)

İzmir Feminist Kolektif

İzmir KA.DER

İzmir Kadın Dayanışma Derneği

Kadıköy Kent Konseyi Kadın Meclisi

Kadın Adayları Destekleme Derneği Genel Merkezi (KADER)

Kadın Çalışmaları Derneği

Kadın Dayanışma Vakfı

Kadın Eğitim ve İstihdam Derneği (KEİD)

Kadın Emeği Çalışan Feminist Araştırmacılar  (KEFA)

Kadın Emeği ve İstihdamı Girişimi (KEİG) Platformu

Kadın Emeği Kolektifi – (Altı Şubesi)

Kadın Haklarını Koruma Derneği

Kadına Özgürlük ve Eşitlik Derneği

Kadın Partisi

Kadına Şiddete Karşı Müslümanlar İnisiyatifi

Kadının İnsan Hakları-Yeni Çözümler Derneği

Kadının Sosyal Hayatını Araştırma ve İnceleme Derneği

Kadınlarla Dayanışma Vakfı (KADAV)

Kadın Yazarlar Derneği

KAMER Vakfı Diyarbakır Merkez

Karadeniz Kadın Dayanışma Derneği

Karya Kadın Derneği

Kaos GL

Kayseri Kadın Dayanışma Derneği

KESK Kadın Meclisi

Kırmızı Biber Derneği

Kırmızı Şemsiye Cinsel Sağlık ve İnsan Hakları Derneği

Kibele Altınokta Kadın Dergisi

Koza Kadın Derneği

KÖM – Kadın Özgürlük Meclisi

Lambdaistanbul Lgbti Dayanışma Derneği

Lgbti Barış Girişimi

Mavigöl Kadın Derneği

Menteşe Kent Konseyi Kadın Meclisi

Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı

Mor Salkım Kadın Dayanışma Derneği (Mor Salkim Women’s Solidarity Association)

Muğla Emek Benim Kadın Derneği

Muğla Kadın Dayanışma Grubu

Muş Kadın Çatısı

Nilüfer Kent Konseyi Kadın Meclisi

Pembe Hayat Lgbtt Dayanışma Derneği

Pendik Kadın Dayanışma Derneği

Petrol-İş Kadın Dergisi

Sosyalist Feminist Kolektif

SPoD Lgbti

TMMOB İstanbul İKK Kadın Komisyonu

Toplumsal Dayanışma için Psikologlar Derneği (TODAP) Kadın Komisyonu

Trans Danışma Merkezi Derneği

Türk Kadınlar Birliği

Türk Tabipleri Birliği Kadın Hekimlik Kadın Sağlığı Kolu

Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu

Türkiye Kadın Girişimciler Derneği (KAGİDER)

Uçan Süpürge Kadın İletişim ve Araştırma Derneği

Van Kadın Derneği/ VAKAD

Yaşam Kadın Çevre Kültür ve İşletme Kooperatifi (Yaka Koop)

Yaşamevi Kadın Kooperatifi
Yeşilpınar Kadınları Sosyal Yardımlaşma Dayanışma Derneği – Hatay

JOINT DECLARATION OF WOMEN’S AND LGBTI ORGANIZATIONS FOR PEACE

 WE CALL UPON EVERYONE TO JOIN US

We, the women of this country, desire peace. How many more generations must suffer the atrocities of war and conflict? What are we to do with all of this pain and suffering, for which there is no recompense?

Virtually moments before the elections the government announced that it had “frozen” the talks with the PKK, for all intents and purposes obliterating the peace process. And now antagonistic language stoking the fires of war has come back with a vengeance greater than ever before. Those who you say will be avenged, they are our children. Those who you say you can sacrifice, they are our children, our loved ones. And those who you kill, they too are our children.

Through our votes we told you what kind of a parliament, what kind of a country we desired. But our will was ignored. Instead, we find ourselves encircled by bombing, fires, and retaliations. Dozens of our people have been killed in a single month. Rather than mourning their deaths, through your words and actions you have instilled in us fear of even more loss. We did not cast our votes in favor of war. We did not vote for a “state of emergency” regime that fails to comply even with the antidemocratic laws currently in force. We have no need for bombs, or retaliation, or execution, or sabotage.

We women hereby proclaim that we will not accept an environment of war and conflict. To all parties, armed and unarmed alike, we say, “enough already.” Set aside arguments of who’s right and who’s wrong, get past the blame game of “who started it,” and just STOP! Strive not to kill, but to ensure life! We women side not with death but with life. Silence your weapons! Let dialog and negotiations begin! Take the steps to seek a democratic solution! So that our hopes and expectations for peace might live. Let true steps towards peace be taken so that the children of this country can have a future.

We women will never give up on peace. We will not give credence to any warmongering, because we know that only in an environment of peace is it possible to end discrimination, to establish justice, and to ensure a free and equal life for all. We know good and well from our own lives, and the struggle we ourselves have put forth, what it means to be ignored, and to be obliterated.

We insist, and will continue to insist, upon peace.

1 September 2015

SIGNED BY:

1- The Princes Islands Foundation Women’s Working Group -AdalarVakfı Kadın ÇalışmaGrubu

2- Women’s Group for Justice, Peace, and Freedom — AdaletEşitlikveÖzgürlükİçin Kadın Grubu

3- Adana Women’s Shelter and Association for Solidarity/Consultation– Adana Kadın Da(ya)nışmaveSığınmaEviDerneği (AKDAM)

4- Adıyaman Association of Women and Life – Adıyaman Kadın YaşamDerneği (AKAYDER)

5- Ankara Feminist Collective – Ankara Feminist Kolektif (AKF)

6- Association for the Support of Women Candidates, Ankara Branch – Ankara Kadın AdaylarıDesteklemeDerneği (KA.DER)

7- Antakya KawsKuzah LGBTI Society – Antakya KawsKuzahLgbtiTopluluğu

8- Antalya Women’s ConsultationCenter and Solidarity Association – Antalya Kadın DanışmaMerkeziveDayanışmaDerneği

9- Ataşehir City Council Women’s Assembly – Ataşehir Kent Konseyi Kadın Meclisi

10- European Women’s Lobby – Turkey – Avrupa Kadın Lobisi – TürkiyeKoordinasyonu (AKL – Türkiye)

11- Ayvalık Independent Women’s Initiative – AyvalıkBağımsız Kadın İnisiyatifi

12- Mersin Independent Women’s Association – Mersin Bağımsız Kadın Derneği

13- Women Members of Academics for Peace – BarışİçinAkademisyen’lerdenKadınlar

14- Women’s Peace Initiative – Barışİçin Kadın Girişimi

15- Batman Selis Women’s Consultation Center — Batman Selis Kadın DanışmanlıkMerkezi

16- BucaEvka -1 Women, Culture and Solidarity Association – BucaEvka –1 Kadın KültürveDayanışmaDerneği (BEKEV)

17- Women’s Solidarity Association Bodrum – Bodrum Kadın DayanışmaDerneği

18- CEDAW Civil Society Executive Committee – CEDAW SivilToplumYürütmeKurulu

19- Association to Combat Sexual Violence – CinselŞiddetleMücadeleDerneği

20- Association for Gender Equality Watch – CinsiyetEşitliğiİzlemeDerneği (CEİD)

21- Çanakkale Association for the Utilization of Women’s Handicrafts – Çanakkale Kadın El EmeğiniDeğerlendirmeDerneği (ELDER)

22- Çanakkale Women Entrepreneurs Cooperative

23- Çanakkale Women’s Platform – Çanakkale Kadın Platformu

24- Çukurova City Council Women’s Assembly – Çukurova Kent Konseyi Kadın Meclisi

25- Deli Kadın (Crazy Woman) Magazine – Deli Kadın Dergisi

26- Women in Foreign Policy – DışPolitikadaKadınlar

27- DidimKibele Women’s Association – DidimKibele Kadın Derneği

28- Women of the Healthcare Workers Union/Confederation of Revolutionary Workers Unions (DİSK) – Disk/Dev SağlıkİşSendikası’ndanKadınlar

29- Confederation of Revolutionary Workers Unions (DİSK)/Genel-İş Public Service Workers Istanbul Women’s Commission – DİSK/Genel-iş İstanbul Kadın Komisyonu

30- Confederation of Revolutionary Workers Unions (DİSK) Women’s Committee – Disk Kadın Komisyonu

31- EkmekveGül (Bread and Roses) Magazine – EkmekveGülDergisi

32-Association for Women with Disabilities- Engelli Kadın Derneği
(ENG-KAD)

33- Erktolia

34- Erzincan Katre Women’s Group – Erzincan Katre Kadın Oluşumu

35- Esenyalı Women’s Solidarity Association – Esenyalı Kadın DayanışmaDerneği

36- EŞİTİZ – Equality Monitoring Women’s Group – EŞİTİZ – Eşitlikİzleme Kadın Grubu

37- Association for Life Equality – EşitYaşamDerneği

38- Home-based Working Women’s Group – EvEksenliÇalışanKadınlarGrubu

39- Housewives Solidarity and Betterment Association (EVKAD) – EvHanımlarıDayanışmaveKalkındırmaDerneği (EVKAD)

40- Femin& Art International Women Artists Association – Femin& Art Uluslararası Kadın SanatçılarDerneği

41- Filmmor Women’s Cooperative – Filmmor Kadın Kooperatifi

42- Association for the Support of Women Entrepreneurs – GirişimciKadınlarınDesteklenmesiDerneği

43- GülsuyuGülensu Solidarity House – GülsuyuGülensuDayanışmaEvi

44- Gündem Children’s Association Women’s Group – GündemÇocukDerneği Kadın Grubu

45- Sunflower Women’s Association – Günebakan Kadın Derneği

46- Rightful Women Platform – Haklı Kadın Platformu

47- Hatay Purple Association for Women’s Solidarity – HatayMorDayanışma Kadın Derneği

48- Hevi LGBTI Association – HeviLgbtiDerneği

49- Human Rights Association (İHD) Women’s Secretariat – İHD Kadın Sekreterliği

50- Human Rights Association (İHD) Istanbul Branch Women’s Committee – İHD İstanbul Şubesi Kadın Komisyonu

51- Istanbul Feminist Collective – İstanbul Feminist Kolektif

52- İstanbul LGBTT Solidarity Association – İstanbul LGBTT DayanışmaDerneği

53- Istanbul Technical University (İTÜ) Club for the Study of Gender Identity and Sexual Orientation (Cins Arı) – İTÜ CinsiyetKimliğiveCinselYönelimÇalışmalarıKulübü (Cins Arı)

54- Izmir Amargi – İzmir Amargi

55- Izmir Independent Women’s Initiative – İzmir Bağımsız Kadın İnisiyatifi

56- Izmir ÇiğliEvka 2 Women’s Cultural Association – İzmir ÇiğliEvka 2 Kadın KültürDerneği (ÇEKEV)

57- Izmir Feminist Collective (İzFK) – İzmir Feminist Kolektif

58- Association for the Support of Women Candidates, İzmir Branch – İzmir Kadın AdaylarıDesteklemeDerneği (KA.DER)

59- Izmir Women’s Solidarity Association – İzmir Kadın DayanışmaDerneği

60- Kadıköy City Council Women’s Committee – Kadıköy Kent Konseyi Kadın Meclisi

61 Association for the Support of Women Candidates, Central Office  – Kadın AdaylarıDesteklemeDerneğiGenelMerkezi (KA.DER)

62- Association for Women’s Studies – Kadın ÇalışmalarıDerneği

63- Women’s Solidarity Foundation – Kadın DayanışmaVakfı

64- Women’s Education and Labor Association – Kadın EğitimveİstihdamDerneği (KEİD)

65- Feminist Researchers Who Study Women’s Labor – Kadın EmeğiÇalışan Feminist Araştırmacılar  (KEFA)

66- Women’s Labor and Employment Initiative Platform – Kadın EmeğiİstihdamıGirişimi (KEİG) Platformu

67- Women’s Labor Collective (Six Branches) – Kadın EmeğiKolektifi (AltıŞubesi)

68- Association for the Protection of Women’s Rights – Kadın HaklarınıKorumaDerneği

69- Association for Women’s Equality and Freedom – KadınaÖzgürlükveEşitlikDerneği

70- The Women’s Party – Kadın Partisi

71- Women’s Initiative to Combat Violence Against Women – KadınaŞiddeteKarşıMüslümanlarİnisiyatifi

72- Women for Women’s Human Rights – New Ways Association (WWHR) – KadınınİnsanHakları -YeniÇözümlerDerneği (KİH-YÇ)

73- Association for the Research and Analysis of Women’s Social Life – KadınınSosyalHayatınıAraştırmaveİncelemeDerneği

74- Women’s Solidarity Foundation – KadınlarlaDayanışmaVakfı (KADAV)

75- Women Writers Association – Kadın YazarlarDerneği

76- Women’s Center Foundation (KAMER) Diyarbakır Central Office  – KAMER Vakfı Diyarbakır Merkez

77- Black Sea Women’s Solidarity Association – Karadeniz Kadın DayanışmaDerneği (KarKad-Der)

78- Karya Women’s Association – Karya Kadın DerneğiKarya Kadın Derneği

79- Kaos Gay and Lesbian Cultural Research and Solidarity Association – KaosGeyveLezbiyenKültürelAraştırmalarveDayanışmaDerneği (KaosGL)

80- Kayseri Women’s Solidarity Association – Kayseri Kadın DayanışmaDerneği

81- Confederation of Public Workers Union (KESK) Women’s Assembly – KESK Kadın Meclisi

82- Red Pepper Association – KırmızıBiberDerneğiKırmızıBiberDerneği

83- Red Umbrella Sexual Health and Human Rights Association – KırmızıŞemsiyeCinselSağlıkveİnsanHaklarıDerneği

84- Cybele Altınokta Women’s Magazine – KibeleAltınokta Kadın Dergisi

85- Koza Women’s Association – Koza Kadın Derneği

86- Women’s Freedom Assembly (KÖM) – Kadın ÖzgürlükMeclisi (KÖM)

87- Lambdaİstanbul LGBTI Solidarity Association – Lambdaİstanbul LGBTİ DayanışmaDerneği

88- LGBTI Peace Initiative – LgbtiBarışGirişimi

89- Mavigöl Women’s Association – Mavigöl Kadın Derneği  -Mavigöl Kadın Derneği

90- Menteşe City Council Women’s Assembly – Menteşe Kent Konseyi Kadın Meclisi

91- Purple Roof Women’s Shelter Foundation – MorÇatı Kadın SığınağıVakfı

92- MorSalkim Women’s Solidarity Association  -MorSalkım Kadın DayanışmaDerneği

93- Muğla Women’s “It’s My Labor” Association – MuğlaEmekBenim Kadın Derneği

94- Muğla Women’s Solidarity Group – Muğla Kadın DayanışmaGrubu

95- Muş Women’s Roof – Muş Kadın Çatısı

96- Nilüfer City Council Women’s Assembly – Nilüfer Kent Konseyi Kadın Meclisi

97- Pink Life LGBTT Solidarity Association – Pembe Hayat LGBTT DayanışmaDerneği

98- Pendik Women’s Solidarity Association – Pendik Kadın DayanışmaDerneği

99- Petrol-İş Trade Union Women’s Magazine – Petrol-İşSendikası Kadın Dergisi

100- Socalist Feminist Collective – Sosyalist Feminist Kolektif (SFK)

101- Association for the Study of Social Policies, Gender Identity and Sexual Orientation – SosyalPolitikalarCinsiyetKimliğiveCinselYönelimÇalışmalarıDerneği (SPoD LGBTİ)

102- The Union of Chambers of Turkish Engineers and Architects (TMMOB) Women’s Commission of the Istanbul Province Coordination Committee – TMMOB İstanbul İKK Kadın Komisyonu

103- Psychologists Association for Social Solidarity (TODAP) Women’s Committee –  ToplumsalDayanışmaiçinPsikologlarDerneği (TODAP) Kadın Komisyonu

104- Transsexual Counseling Centre – Trans DanışmaMerkezi (T-DER)

105- Turkish Women’s Union – TürkKadınlarBirliği

106- Turkish Medical Association Women Doctors and Women’s Health Division– TürkTabiplerBirliği Kadın HekimlerKolu

107- Women’s Associations Federation of Turkey – Türkiye Kadın DernekleriFederasyonu

108- Women Entrepreneurs Association of Turkey – Türkiye Kadın GirişimcilerDerneği (KAGİDER)

109- Flying Broom Women’s Communication and Research Association – UçanSüpürge Kadın İletişimveAraştırmaDerneği

110- Van Women’s Association – Van Kadın Derneği (VAKAD)

111- Life Cooperative for Women, Environment, Culture, and Management/Operation – Yaşam Kadın ÇevreKültürveİşletmeKooperatifi (YAKA-KOOP)

112- Living Space Women’s Cooperative –Yaşamevi Kadın Kooperatifi

113- Yeşilpınar Women’s Association for Solidarity and Cooperation, Hatay – YeşilpınarKadınlarıSosyalYardımlaşmaDayanışmaDerneği, Hatay

Türkiye’de Hak Temelli İzleme: Sivil İzleme İnisiyatiflerinin Haritalanması ve İzlemede Toplumsal Cinsiyet Perspektifinin Güçlendirilmesi Projesi

Cinsiyet Eşitliği İzleme Derneği (CEİD)

Cinsiyet ve Hak Temelli Çalışan Örgütlerle İzleme Üzerine Diyaloglar Buluşması

 30-31 Mayıs 2015

Eyüboğlu Otel, Karanfil Sokak No: 73 Bakanlıklar 06640 / ANKARA
http://www.eyubogluhotel.com/konum.asp

CEİD Cep Telefon: 0507 179 71 33 Midas Otel Telefon: 0312 424 01 10

Cinsiyet ve Hak Temelli Çalışan Örgütlerle İzleme Üzerine Diyaloglar Buluşmasını, CEİD’in Avrupa Demokrasi ve İnsan Hakları için Avrupa Aracı kapsamında destek alarak yürüttüğü Türkiye’de Hak Temelli İzleme: İzleme İnisiyatiflerinin İzlenmesi ve İzlemenin Toplumsal Cinsiyet Perspektifinin Güçlendirilmesi Projesi’nin bir faaliyeti olarak tasarladık.

Daha fazla bilgi için tıklayınız.

Kadın Çalışmaları Derneği “Kadınların Etkin Katılımı için Yerel Fırsatların Geliştirilmesi Projesi”nin Ankara Toplantısı
Kadın Çalışmaları Derneği, 31 Mart 2015 tarihinde Ankara’da gerçekleştireceği Sivil Toplum Diyaloğu hibe çağrısı kapsamında uygulanan ve ortağı olduğu “Kadınların Etkin Katılımı için Yerel Fırsatların Geliştirilmesi Projesi”nin Ankara toplantısına katılmaya davet eder.
Davet mektubuna ve programa aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz.
 Özgecan Aslan’ın öldürülmesi konusunda UN WOMEN ve UNFPA ortak açıklaması

Tarih: 17 Şubat 2015 

Biz, BM Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Kadının Güçlenmesi Birimi ve BM Nüfus Fonu olarak Özgecan Aslan’ın vahşice öldürülmesini kınamakta ve cinsiyet temelli şiddetle mücadele eden kadın, erkek tüm Türkiye halkının yanında yer almaktayız.

Kadınlara ve kız çocuklara yönelik şiddet, vahim bir insan hakları ihlalidir ve bu şiddet ancak kadına yönelik şiddetin ana sebepleri olan cinsiyet eşitsizliği ve kadına yönelik ayrımcılıkla mücadele ile sonlandırılabilir. Birleşmiş Milletler Cinsiyet Eşitliği ve Kadının Güçlenmesi Birimi (UN Women) ve Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) kadınlara ve kız çocuklara yönelik şiddete sıfır tolerans prensibini benimsemekte ve Türkiye’nin 2012 yılında onadığı İstanbul Sözleşmesi olarak anılan, milat niteliğindeki uluslararası sözleşme, “Avrupa Konseyi Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Sözleşme”nin etkili bir şekilde uygulanması konusunda çağrıda bulunmaktadır.

Biz, BM Kadın Birimi ve BM Nüfus Fonu Türkiye Temsilcileri olarak, Özgecan Aslan’ın hunharca öldürülmesini kınıyor ve kadınlara ve kız çocuklara yönelik şiddete “Hayır” demek için Türkiye’nin dört bir yanında sokaklara dökülen binlerce kadın ve erkeğin dayanışmasına katılıyoruz.

Türkiye, kadına yönelik şiddetle mücadele konusundaki yasalarla ilgili çok büyük ilerleme kaydetmiştir ve özellikle İstanbul Sözleşmesinin ilk imzacısı olarak desteklenmesine öncülük eden Türk Hükümetinin bu çabasını takdirle karşılıyoruz. İstanbul Sözleşmesi bir Birleşmiş Milletler sözleşmesi olan Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesinde (CEDAW) belirlenmiş olan küresel standartlar ile uyumludur ve uygulanması halinde kadınlar ve kız çocuklar için dünyanın daha güvenli bir hale gelmesinde etkili bir araç olacaktır.
Türkiye’de yasalar ve kurumsal yapılanma konusunda her ne kadar iyileşmeler olsa da eldeki son veriler 2008 yılından bugüne, kadına yönelik şiddetin azalması yönünde anlamlı bir ilerleme olmadığını göstermektedir ki bu durum endişe vericidir. Kadına yönelik şiddet Türkiye’de hala yaygınlığını sürdürmektedir ve her 5 kadından 2’si cinsel ve fiziksel şiddete maruz kalmaktadır. Kadına yönelik şiddetin mağdur üzerinde çok ciddi etkileri olmakla beraber bu durumdan aileler, toplum ve sonuçta tüm ülke olumsuz yönde etkilenmektedir. Kadına yönelik şiddeti önlemek, hayatları kurtarmak ve insanların acı çekmesine mani olmak demektir. Bu sebeple Sayın Başbakanın Özgecan Aslan cinayetini kınayarak kadınlar ve kız çocuklara yönelik şiddetle mücadele konusunda bir Eylem Planı hazırlanacağı şeklindeki açıklamasını memnuniyetle karşıladığımızı belirtmek isteriz.

20 yıl önce Pekin’de 189 ülke tarafından onaylanan Pekin Eylem Platformu, cinsiyetler arası eşitsizliğin ana sebeplerine işaret eden ve böylece toplumda kadın ve erkeğe eşit bir şekilde değer verilmesini ve eşit haklardan yararlanabilmelerini sağlayacak etkili önleme stratejilerinin geliştirilmesi için çağrıda bulunmuştur. Pekin Eylem Platformunda şiddet mağduru kadınlara daha iyi bir hizmet sunulması, cinsel istismar ve tecavüzü de içerecek şekilde her türlü cinsiyet temelli şiddetten ve aile içi şiddetten kadını koruyan etkili yasalar ve şiddeti uygulayan faillerin etkin bir şekilde kovuşturulması ve cezalandırılması konularının altı çizilmektedir.

Toplumdaki her birey, özellikle de erkekler ve erkek çocuklar, kadına yönelik her türlü şiddetten ve aile içi şiddetten uzak bir toplum yaratma hedefine ulaşmada yardımcı olabilir. Her birimiz toplumsal cinsiyet kalıp yargılarına, zarar verici geleneksel uygulamalara ve kadına yönelik ayrımcılığa karşı mücadeleye destek olabiliriz. Kadına yönelik şiddetin önlenmesi ancak mutlak cinsiyet eşitliğinin sağlanması ile mümkün olacaktır.

Ingibjorg GisladottirUN Women TürkiyeTemsilcisiveAvrupaveOrta Asya BölgeDirektörü Zahidul HuqueUNFPANüfusFonuTürkiyeTemsilcisiveErmenistan, AzerbaycanveGürcistanÜlkeDirektörü
PRESS STATEMENT

 Date: 17 February 2015 

UN Women and UNFPA condemn the brutal murder of ÖzgecanAslan and stand with the women and men of Turkey whocombat gender-based violence 

Violence against women and girls is a grave violation of human rights and it can only be put to an end by addressing its root causes – gender inequality and discrimination against women. The United Nations Entity for Gender Equality and the Empowerment of Women (UN Women) and the United Nations Population Fund (UNFPA) promote zero tolerance towards violence against women and girls and call for the effective implementation of the Council of Europe Convention on preventing and combating violence against women and domestic violence, the Istanbul Convention – a ground breaking international agreement that Turkey ratified in 2012.

We, as UN Women’s and UNFPA’s Representatives to Turkey, condemn the horrendous murder of ÖzgecanAslan and join in solidarity with the thousands of women and men who have taken to the streets across Turkey to say “No” to violence against women and girls. We recognize the considerable progress Turkey has made with regard to the legislation to combat violence against women and commend the Turkish Government for its leadership in promoting the Istanbul Convention, including by being the first government to sign it. The Istanbul Convention is in line with the global standards set out in the UN Convention on Elimination of All Formsof Discrimination against Women (CEDAW) and can be an effective toolin making the world a safer place for women and girls, if implemented.

It is nonetheless concerning that notwithstanding the progress in Turkish legislation and institutional structuring, recent data on violence against women shows insignificant improvement since 2008 and violence against women is still pervasive with two out of every five women in Turkey exposed to sexual and physical violence. Violence against women has serious consequences for the victims but it also negatively affects families, the community and the country at large. Preventing violence against women can save lives and prevent human sufferings.We therefore welcome the Prime Ministers condemning of the  murder of OzgecanAslan and the announcement that a new National Action Plan to combat violence against women and girls will be developed.

 

IngibjorgGisladottirUN Women’s Representative to Turkey and Regional Director for Europe and Central Asia ZahidulHuqueUNFPA Representative for Turkey andCountry Director for Armenia, Azerbaijan and Georgia

 2015 yılı Anne-Klein Kadın Ödülü: Nebahat Akkoç

nebahat akkoc

2015 yılın Anne-Klein Kadın Ödülü, jürinin oybirliğiyle Diyarbakırlı insan hakları temsilcisi ve kadın aktivisti Nebahat Akkoç’a verilecek. Ermeni asıllı Türkiyeli bir Alevi Kürt olan Akkoç, insan haklarının yanı sıra kadınların şiddetsiz ve kaderini kendi tayin edebildiği bir yaşam hakkını savunan önemli ve cesur bir aktivist. Türkiye’nin güneydoğusunda yaşayan insanların gündelik yaşamı, Kürt meselesi nedeniyle on yıllar boyunca şiddetin izini taşıyordu. Bu şiddet yargısız infazlar, işkence ve insan hakları ihlalleri şeklinde tezahür etti. Şiddet bu coğrafyanın her yanına nüfuz etmişti. Çocukların ve kadınların maruz kaldığı aile içi şiddet halen sürmekte. Ancak aile içi şiddet, devlet eliyle uygulanan baskı karşısında siyasi tartışmalarda daha az önemli olduğunu görünüyordu. Ne var ki, Nebahat Akkoç bu görüşte değil. Akkoç, kadın hakları ve aile içi şiddet konusunda Türkiye’de ve Türkiye’nin Kürt bölgelerinde öncü bir role sahip. Yola beraber çıktığı arkadaşlarıyla beraber doksanlı yılların ortasından itibaren aile içi şiddeti gündeme taşıyıp kadınlara destek oldu. Günümüzde, Türkiye’de aile içi şiddetin gördüğü hoşgörü ve kabulün doksanlı yıllardakinden çok daha düşük olması, büyük oranda onun çalışmaları sayesinde gerçekleşti.

Haberin devamı için tıklayınız.

Kaynak: Heinrich Böll Stiftung Derneği Türkiye Temsilciliği

“Çocuktan Gelin Olmaz” PANELİ

Siyasal Bilgiler Fakültesi İnsan Hakları Öğrenci Topluluğu işbirliği ile düzenlediğmiz “Çocuktan Gelin Olmaz: Çocuk Yaşta Evlilik ve Çocuk Gelinler” Paneli 15 Ekim 2014 tarihinde, 15.00-18.00 saatleri arasında Siyasal Bilgiler Fakültesi Aziz Köklü Salonunda gerçekleştirilceketir. Katılım herkese açıktır…

KASAUM & SBF İNSAN HAKLARI TOPLULUĞU
Kaynak: http://kasaum.ankara.edu.tr/?p=3141

Panel-Çocuk-Gelin

 

EŞİTİZ (Eşitlik İzleme Kadın Grubu): ORTA ÖĞRETİMDE BAŞÖRTÜSÜNE KARŞIYIZ!

ÖZGÜRLÜK GİBİ SUNULAN BU DEĞİŞİKLİK, EŞİTSİZLİĞİ VE KIZ ÇOCUKLARI ÜZERİNDEKİ BASKIYI PEKİŞTİRECEKTİR

27 Eylül 2014 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe konulan bir yönetmelik değişikliği ile orta öğretim kurumlarında başörtüsü serbest bırakıldı. AKP hükümeti bir kez daha, hak ve özgürlük kavramlarını çarpıtma, içini boşaltma ve bu sayede kendi siyasi/dini/ataerkil modelini ülkedeki tek yaşam biçimi kılma atağı yapmıştır.  Açıkça görüldüğü gibi, devlet kadınların ve kız çocukların örtünmesi için sistematik bir çaba içindedir. Kadınları ve çocukları devletin ve erkeklerin mülkü olarak görmektedir.

22 Eylül günü açıklanan yönetmelik değişikliğinde ise, anaokulları da dâhil tüm okul öncesi eğitim kurumları ile ilkokullarda da başörtüsü serbestliği getiriliyordu. Bebeklerin bile başlarının örtülmesine getirilen bu “yasal teşvikten” toplumda infial yarattığı için “şimdilik” vazgeçildi. Ancak, buna niyetlenilmiş olması bile yeterince dehşet vericidir.

KİMİN BAŞI, KİMİN YÜZÜ AÇIK OLACAK!?

Milli Eğitim Bakanlığı’nın bu yönetmeliği ile Türkiye ve dünya tarihinde “kıyafet” üzerinden yeni bir tartışma açılmıştır. AKP Hükümeti, 27 Eylül’de yayınladığı yönetmelik ile okul öncesi eğitim kurumlarında ve ilkokullarda “baş açık”, diğerlerinde ise “yüzü açık” şeklinde çocuklar için iki ayrı kıyafet kriteri üretmiş, bu kez de bir “peçe” tartışması başlatmıştır. Türkiye’de Devletin topluma dayattığı çocuklara ilişkin başörtüsü/peçe tartışması bir ilktir. Ürkütücüdür.

Yönetmelik kız öğrencilerin sadece imam-hatiplerde, diğer ortaokul ve liselerde ise yalnızca seçmeli Kur’an-ı Kerim derslerinde başlarını örtebilmeleri ile ilgili eski maddeyi iptal ederek, ortaokul ve devamındaki tüm okullarda ve tüm derslerde başörtülü olmalarının önünü açmıştır. Buna karşılık, yönetmelikteki “örtülü” olmayan çocuklara yönelik  “Vücut hatlarını belli eden şort, tayt gibi kıyafetler ile diz üstü etek, derin yırtmaçlı etek, kısa pantolon, kolsuz tişört ve kolsuz gömlek” yasakları aynen korunmuştur. Üstelik yönetmelikte varolan bu yasaklara yenileri eklenmiş ve “saç boyama, vücuda dövme yaptırma, pirsing takma” da yasaklanmıştır. Yeni Cumhurbaşkanı’nın Başbakanlığı döneminden bildiğimiz “dövme” konusundaki olumsuz tavrı böylece ilk kez yasal mevzuata dâhil edilmiştir.

Bu yönetmelikle kız öğrenciler arasında kıyafet konusunda ayrımcılık yapılmakta ve iktidarın istediği kadar ve istediği biçimde örtünmek istemeyen öğrencilere kıyafet baskısı artarak sürdürülmektedir. Bu aynı zamanda, aileler arasında da ayrımcılık yapılmasına neden olan bir uygulamadır. Kızlarını örten aileler kayırılmakta, kızlarına diz üstü etek veya kolsuz bluz giydirmek isteyen ailelere yasak getirilmektedir.

ORTAOKUL ÖĞRENCİLERİNİN “TERCİHLERİ”Nİ KİM YAPIYOR?

Üniversitede başörtüsü takmak kişinin kendi özgür iradesiyle yaptığı bir tercih olabilir. Fakat kız çocuklarının orta öğretim gibi çok erken bir dönemde kendi iradesiyle “başını ya da yüzünü örtmeyi seçtiğini” savunmak mümkün değildir. Ayrıca yetişkin kadınların bile başörtüsü takmasına ilişkin farklı görüşler olduğu ve başörtüsü takmanın Kuran’ın belli bir yorumu olduğunu dile getiren ilahiyatçıların, araştırmacıların ve gazetecilerin sansürlenmekte olduğu da unutulmamalıdır.

Kadınlar kendi iradeleri dışında, çocuk yaşta örtünme ve mekânsal ayrışma ile toplumun erkek bireylerinden ve aşama aşama sosyal hayattan yalıtılmak istenmektedir. Kadınların erkeklere benzerlikleri kasıtlı olarak görmezden gelinerek, eşit değil “farklı” oldukları vurgulanmaktadır. Siyasi iktidar kadın erkek eşitliğine inanmadığını daha önce defalarca beyan etmiştir. Israrla çizdiği bu zorlama cinsiyet farkı ve bu farka dayandırdığı cinsiyet hiyerarşisi ile de cinsiyet eşitsizliğini kasten yeniden üretmektedir. Kadınlar için ayrı plajlar, otobüsler ve ayrı mekânlar kurgulama rüzgârı tüm hızıyla devam ederken ve orta öğretim kurumlarının büyük bölümü imam hatip okuluna çevrilmişken, kız çocuklarının yaşayacağı ailevi ve toplumsal baskının boyutları tahmin edilemez şekilde büyük olacaktır. Ayrıca kadınlara kıyafet baskısı ile kadına karşı şiddet ve kadın cinayetleri arasında doğrudan bir bağlantı vardır. Kadın cinayetleri davalarında askılı bluz, tayt gibi kıyafetler nedeniyle “tahrik indirimleri” yapıldığını hepimiz biliyoruz.

Bu yönetmelik değişikliği derhal iptal edilmelidir! İlgili tüm sivil toplum örgütlerini, meslek odalarını, sendikaları ve özellikle de aileleri iptal davası açmaya; iktidarı ise, kılık kıyafet konusunda dozunu her gün biraz daha artırdığı baskı ve ayrımcılığa son vermeye çağırıyoruz!

 

iletisim@esitiz.com

http://twitter.com/esitiz

İstanbul Sözleşmesi 1 Ağustos 2014 tarihinde yürürlüğe girdi!!!

İstanbul Sözleşmesi Ne Diyor?

İstanbul’da imzaya açıldığı için, İstanbul Sözleşmesi olarak adlandırılan sözleşme,  cinsiyet, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği temelli tüm ayrımcılık biçimlerine karşı mücadele edilmesi, erkek şiddetinin önlenmesi, şiddete karşı tedbir alınması, şiddete maruz kalan kadınların zararlarının tazmin edilmesi ve şiddet uygulayan kişilerin şiddet eylemi ile orantılı cezalar ile cezalandırılması konusunda taraf devletlere pek çokyükümlülük getiriyor.

Sözleşme bugüne kadar kadına karşı şiddet, ev içi şiddet, toplumsal cinsiyete dayalı şiddete ilişkin en kapsamlı tanımlamaları yaparak, Sözleşme’nin güvence altına aldığı hakların yerine getirilmesi bakımından hiçbir ayrımcılık yapılmayacağını düzenlemiştir. Kadına yönelik şiddet, ayrımcılığın bir biçimi olarak fiziksel, cinsel, psikolojik olarak ıstırap verebilecek her türlü eylem, bu eylemler ile tehdit etme, zorlama ve keyfi olarak özgürlüğünden alıkoyma olarak tanımlanırken, ev içi şiddet, ev içinde veya hanede, aynı evde yaşıyor olma, eski veya şimdiki eşler, partnerler arasında olup olmamasına bakılmaksızın her türlü fiziksel, cinsel, psikolojik ve ekonomik şiddettir. Sözleşme toplumsal cinsiyete dayalı şiddeti, kadınlara kadın oldukları için uygulanan ve kadınları orantısız biçimde etkileyen şiddet biçimi olarak ifade etmiştir.

İstanbul Sözleşmesi Derhal Uygulamaya Geçmeli

İstanbul sözleşmesini ilk imzalayan devlet olmakla övünen Türkiye’de hala,  çok sayıda kadın cinayeti haberi duyuyoruz. Artık günde kaç kadının öldürüldüğünü rakamlarla ifade etmeyi istemediğimiz bir noktadayız. Buna rağmen, var olan düzenlemer dahi hayata geçirilemiyor,  kadın cinayetleri konusunda özel önlemler  alınmıyor,  politikalar geliştirilmiyor, izleme mekanizmaları kurulmuyor.

Türkiye’de yasaların çıkarılması ve uluslararası sözleşmelere taraf olunmasının ötesinde bu yasal düzenlemeler uygulanmıyor. Erkek şiddeti ile mücadelede, polis, savcı, hakim gibi karar alıcı ve uygulayıcılar keyfi davranıyor, şiddet uygulayanlara orantılı cezalar verilmiyor, yeterli sayıda sığınak kurulmuyor. Üretilen politikalar ve uygulamalar, kadınların bedenlerini, kararlarını,  hayatlarını, kahkahalarını kontrol etmeye yönelik.

Bugün taraf devlet olarak Türkiye’de İstanbul Sözleşmesi’nin yükümlülüklerinin yerine getirilmesi, için tüm yasal mevzuatta cinsiyet ayrımcı hükümlerin yeniden düzenlenmesi, yasaların hayata geçirilmesi için, önleme, tedbir, tazmin,izleme ve şiddet ortamından gelen kadın ve çocuklara özel destek konusunda gerekli tüm mekanizmaların kurulması ve her şeyden önce kadına karşı şiddet alanında akd edilmiş olan en geniş kapsamlı bu sözleşmenin uygulanması yönünde siyasi iradenin oluşturulması gerekiyor

İstanbul  Sözleşmesi’nin yürürlüğe girmesi ile, bir kez daha kadın cinayetleri konusunda, meclisin olağan üstü toplanması ve kadın cinayetleri konusunda, kadın örgütlerinin talepleri doğrultusunda acil eylem planının yapılarak hayata geçirilmesini talep ediyoruz.

Haberin tamamı için Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı

Cinsiyet Eşitliği İzleme Derneği, Hak Temelli Sivil İnisiyatifleri,
Araştırmaya Katkı Vermeye Davet Ediyor!

“Türkiye’de Hak Temelli İzleme: İzleme İnisiyatiflerinin İzlenmesi ve İzlemenin Toplumsal Cinsiyet Perspektifinin Güçlendirilmesi Projesi Anket Çalışması”

Cinsiyet eşitliği alanında çalışmalar yürüten aktivist ve uzmanların katılımıyla 2011 yılında kurulmuş olan Cinsiyet Eşitliği İzleme Derneği’nin (CEİD), Türkiye’deki hak temelli sivil inisiyatifleri, hak temelli izleme çalışmalarında toplumsal cinsiyet perspektifinin geliştirilmesine yönelik bir çalışmanın ilk aşaması olan araştırmaya katkı vermeye davet ediyor.

Araştırma, CEİD’in Avrupa Demokrasi ve İnsan Hakları için Avrupa Aracı  Programı desteği ile yürüttüğü “Türkiye’de Hak Temelli İzleme: İzleme İnisiyatiflerinin İzlenmesi ve İzlemenin Toplumsal Cinsiyet Perspektifinin Güçlendirilmesi Projesi”nin kapasite geliştirme etkinliklerinin hedef grubunu belirlemeye ve proje kapsamında hazırlanacak izleme-değerlendirme çalışmalarının haritalamasının oluşturulmasına katkı sağlayacak.

Araştırmanın ilk aşaması olan kısa soru kağıdı ile hak temelli çalışan sivil toplum örgütlerinin izleme-değerlendirme çalışması yapıp yapmadıklarını, hangi çalışmalarını bu kapsamda değerlendirdiklerini ve genel olarak izleme-değerlendirmeye ilişkin görüşlerini öğrenmek hedefleniyor. Araştırmanın ikinci aşamasında ise, oluşturulan örneklem üzerinden izleme-değerlendirme çalışması yürüten sivil toplum örgütleri ile yapılacak mülakatlar gerçekleştirilecek .

Araştırma, Türkiye’de sivil toplum örgütleri tarafından yürütülen izleme-değerlendirme çalışmalarına ilişkin birikimi ve hak temelli izleme yapmak için sivil toplum örgütlerinin kapasite ihtiyacına ilişkin bilgileri bir araya getirecek.

Araştırmaya katkı vermek isteyen hak temelli sivil inisiyatifler, 4 Ağustos 2014 tarihine kadar soru formuna https://tr.surveymonkey.com/s/CEID bağlantısından ulaşabilecekler.

Sorularınız için CEİD’e ceidarastirma@gmail.com adresi ve 0507 179 71 33 telefondan ulaşabilir, CEİD hakkında daha fazla bilgi için www.ceid.info.tr sitesini ziyaret edebilirsiniz.

Kurucu üyelerimizden Nisan Kuyucu’nun “AİHM İçtihadında Ayrımcılık Yasağı Çerçevesinde Kadına Yönelik Şiddet” isimli kitabı çıktı!

AİHM İçtihadında Ayrımcılık Yasağı Çerçevesinde
Kadına Yönelik Şiddet
Nisan Kuyucu

Uluslararası hukukta kadına yönelik şiddet, kadına yönelik ayrımcılık türlerinden birisi olarak kabul edilir. AİHS’nin 14. maddesinde yer alan ayrımcılık yasağı, eşitlik ilkesinin bir görünümü olarak hukukun genel ilkelerinden birini içerir. Bu çalışmada, Mart 2014 itibariyle AİHM’nin önüne gelen kadına yönelik şiddet davaları arasından ayrımcılık yasağı ihlalinin ileri sürüldüğü davaların tamamını oluşturan 14 dava ayrı ayrı ele alınmıştır. Bu incelemeyle AİHM’nin kadına yönelik şiddet davalarında ayrımcılık yasağını ne şekilde uyguladığı ve bu davalardaki içtihadın kadına yönelik şiddetle mücadeleye ve kadınlarla erkeklerin eşitliğini gerçekten sağlamaya ne derece elverişli olduğu sorularına yanıt aranmıştır.

Ele alınan davaların detaylı incelenmesi, cinsiyet eşitliğine ulaşmanın temel amaçlarından birisi olduğunu söyleyen AİHM’nin, kadına yönelik şiddeti bir eşitlik ve ayrımcılık sorunu olarak ele almakta tereddüt ettiğini göstermektedir. Opuz davası ile olumlu yönde sıçrama yapan içtihat, sonraki tutarsızlıkları sebebiyle kadına yönelik şiddetin sistematik oluşunu ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğinden kaynaklandığı gerçeğini teslim etmekten uzaktır. Bu durum AİHM’nin temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alma işlevini kadınlar açısından tartışmalı kılmaktadır.

Konu Başlıkları:

Eşitlik İlkesi ve Ayrımcılık Yasağı

AİHS ve Ayrımcılık Yasağı

AİHM Kararlarında Ayrımcılık Yasağı

Pilot Davalar ve Sistematik Bir İhlal Olarak Ayrımcılık Yasağı

Toplumsal Cinsiyet Temelli Şiddet Türü Olarak Kadına Yönelik Şiddet

Uluslar arası Hukukta Kadına Yönelik Şiddet ve Ayrımcılık

Kadına Yönelik Şiddet ve AİHM’nin Ayrımcılık Yasağı Konusundaki Yaklaşımı

Prof. Dr. Feride Acar’ın Birleşmiş Milletler (BM) Kadınlara Karşı Ayrımcılığın Önlenmesi Komitesi (CEDAW) Üyeliğine Yeniden Seçildi!

Ülkemizin 1985 yılında taraf olduğu Birleşmiş Milletler (BM) Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi’nin denetim organı olan Kadınlara Karşı Ayrımcılığın Önlenmesi Komitesi’nin (CEDAW) 2014 sonunda boşalacak 12 üyeliği için seçimler 26 Haziran 2014 tarihinde New York’ta yapılmıştır.

Halen anılan Komite’de görevini sürdüren ODTÜ öğretim üyesi Prof. Dr. Feride Acar, 18 adayın katıldığı seçimlerde 150 oy alarak 2015-2018 dönemi için anılan Komite üyeliğine yeniden seçilmiştir.

Prof. Dr. Acar, geçmişte de iki dönem üst üste (1997-2005) CEDAW üyeliğini yürütmüş 2003-2005 yılları arasında da CEDAW Başkanlığı görevlerinde bulunmuştur. 2011-2014 dönemindeki mevcut görevinin ardından 2015-2018 dönemi için de yeniden seçilmiş olan Prof. Dr. Acar, böylelikle Komite’de dördüncü kez görev yapacaktır.

BM sistemi içinde büyük önem taşıyan CEDAW bünyesinde ülkemizden seçkin bir bilim kadınının görevini bir dönem daha sürdürecek olması, son yıllarda kadın haklarında, yasal alanda ve uygulamada iyileştirmelere hız veren ülkemizin çabalarına değerli katkılarda bulunacaktır.

Kaynak: Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı

NGO DAY/ Sivil Toplum Kuruluşları Buluşması

Habitat Kalkınma ve Yönetişim Derneği, T.C. Kalkınma Bakanlığı, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ve Microsoft Türkiye toplumun farklı kesimlerinin bilgiye erişimlerini kolaylaştırmak temel vizyonu ile Türkiye’nin 81 ilinde ortak sosyal sorumluluk çalışmaları gerçekleştirmekte ve ortak olarak geliştirilen “Geleceğini Tasarla Programı” ile eğitim, girişimcilik ve istihdam olmak üzere 3 ana odak üzerinde Türkiye çapında çalışmalarını sürdürmekteler.

Bu kapsamda, 20 Haziran tarihinde İstanbul’da düzenlenecek olan NGO Day (Sivil Toplum Kuruluşları Buluşması) etkinliğinde, STK’ların çalışmalarını daha verimli kılacak teknoloji çözümlerine yönelik eğitimler düzenlenecektir.
Son başvuru tarihi 13 Haziran olan etkinliğe ilişkin detaylı bilgi ve başvuru için Habitat Kalkınma ve Yönetişim Derneği’nin web sitesini ziyaret edebilirsiniz.

Sosyal Girişimcilik: Sosyal İçerme ve Sürdürülebilir Toplumsal Gelişme Olanakları Konferansı

TACSO Türkiye’nin TÜSEV işbirliği ile, İnsandan İnsana Programı kapsamında 26 Haziran 2014’te İstanbul’da düzenleyeceği “Sosyal Girişimcilik: Sosyal İçerme ve Sürdürülebilir Toplumsal Gelişme Olanakları Konferansı” ile, Türkiye’de Sosyal Girişimciliği teşvik etmek ve Sosyal Girişimciliğe ilişkin farkındalığın gelişmesinde katkıda bulunacak.

26 Haziran 2014’te Salt Galata Salonunda düzenlenecek ve bir gün sürecek Konferans, ayrıca, Sosyal Girişimciliğin toplumsal dönüşüm, hassas grupların toplumsal katılımı ve sürdürülebilir toplumsal gelişme için bir araç olarak, ilham verici örneklerle tartışılmasını sağlayacak.

Konferansa katılım başvurusu yapmak için son gün 12 Haziran 2014. Konferans gündemini ve katılımcılar için açık çağrıya TACSO web sitesindeki bu bağlantıdan ulaşabilirsiniz.

ŞİDDETE SON PLATFORMU: TCK Tasarısı Geri Çekilsin!

HERKESİ UYARIYORUZ!

Kadın ve çocuklara yönelik cinsel suçlara “ağır cezalar getireceği” iddia edilen değişiklik, birçok suçun cezasını hafifletecek, birçok tecavüzcü ve istismarcıyı serbest bırakacaktır.

Cinsel suçlara sözde ceza artırımı diye sunulan bu tasarı:  Özde cezasızlıktır!

AKP, pek çok önemli yasa değişikliğini hukuken çok sorunlu olan “torba yasa” usulü ile bir arada sunarak ve muhatapları ile tartışmayarak; toplumu, kadınlara ve çocuklara karşı cinsel saldırı suçlarının soruşturulması, kovuşturulması ve cezalandırılması konusunda var olan durumdan çok daha sorunlu bir aşamaya taşımak istiyor!

Hükümetin, cinsel suçların önlenmesini sağlayacak adımları atmadığını, erkek egemen devlet ve hukukun, erkeğin lehine uygulamaları değiştirmeye niyetli olmadığını, cezayı artırmak ya da azaltmakla sorunun çözülebileceği yanılgısını yaymaya çalıştığını biliyoruz.

Yasada kadın cinayetlerine ya da kadına karşı şiddete ilişkin bir düzenleme yapılmamış!

Türk Ceza Kanunu’nun birçok maddesinde değişiklik öneren bir yasada, kadına karşı şiddet ve kadın cinayetleri konusunda tek bir düzenleme bile olmamasını hayretle karşılıyoruz. Tam tersine, kadınlara tecavüz sırasında uygulanan/uygulanacak şiddet konusunda erkeklere yeni “ceza indirimleri” geliyor!

Cinayet davalarında ise haksız tahrik indiriminin uygulanmasının önüne geçecek bir düzenleme yapılmadığını görüyoruz.

Kadının beyanı esas alınmalı!

Tasarıya, cinsel taciz, cinsel saldırı ve cinsel istismar suçlarında “çocuğun ve kadının beyanının esas alınması ve aksini ispat yükümlülüğünün erkekte olması”na ilişkin de hiçbir hüküm konmadığını görüyoruz.

15-18 yaş arası genç kadın ve erkekler arasındaki cinsel ilişkiye dair hapis cezasının artırılması kabul edilemez!

TCK’da var olan ve yarısı Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiş olan bu konuyla ilgili “diğer yarısı” yürürlükte olan TCK 104. maddenin tümden iptali gerekmektedir. Tasarı, tam tersine,  gençlerin kendi rızalarıyla giriştiği cinsel eylemlerin cezasını artırmaktadır. Flört eden genç kadın ve erkekleri (ve hatta ailelerini), daha uzun sürelerle hapse atma tehdidiyle cezalandırmak istemektedir.

Gençlerin flörtüyle, ülkemizde büyük bir sorun olan “çocuk yaşta ve zorla evlendirmeler” konusu İKİ AYRI KONUDUR. Bu konuda toplumda ve hukukta bir algı karışıklığı yaratmamak gerekir. Çocukları cinsel istismardan korumak hepimizin ortak sorumluluğudur; gençlere cinselliği yasaklamak yeni toplumsal mağduriyetler yaratacak muhafazakar bir politikadır.

Çocuklarla ilgili getirilmek istenen yasaların, çocukları korumayı değil, muhafazakarlaşmayı ve cinsel özgürlüklerin sınırlandırılmasını amaçladığını biliyoruz.

Hükümetin amacı çocukları korumak değil!

Yürürlükteki yasa maddesini değiştirerek çocukların yetişkinler tarafından istismar edildiği durumlar için, “taciz” ve “saldırı” ayrımı getirmeye çalışmak, çocukların taciz edilmesi halinde cezanın düşmesi anlamına geliyor. Çocukları korumak bu mu?

Şikayet süresi 6 ayla sınırlanıyor!

Halen zaman aşımının korunduğu, cinsel taciz ve kimi cinsel saldırı suçlarında şikayet süresinin 6 ayla sınırlandığı bu yeni düzenlemeyle cinsel saldırıların önlenebileceğini nasıl söyleyebiliriz?

Sanıklar suçludur, ruh hastası değil!

Cinsel suçların çok küçük bir bölümü “hasta”lar tarafından işlenir. Toplumun belki de binde birlik bir oranına denk düşen bu “hasta”lar, adı üzerlerinde hastadır. Belki de, toplum tarafından “hasta” edilmişlerdir.

Çünkü, kadınlara ve çocuklara karşı cinsel suçlar toplum tarafından kültür, gelenek, örf, adet, din vb. nedenlerle meşru görüldükçe “hasta/normal” tanımı belirsizleşir.

Önümüzdeki bu yasa tasarısında sanıkların “tedavisinden” söz edilmesi, devlet nezdinde eylemin hala bir suç değil, hastalık olarak görüldüğünü bize gösteriyor. Sanıklar hasta değil, erkek egemen sistemden gücünü alan suçlulardır. Yasada tedaviden söz ederek, bu suç toplumun önünde tıbbileştirilmeye çalışılıyor!

Ruh ve beden sağlığı!

Yeni tasarıda getirilen “ruhsal zedelenme” değerlendirmenin kaldırılması, suçun yalnızca maddi delillere dayandırılması, kimi suçların cezasız kalmasına, cezalarının indirilmesine ve şikâyet edilememesine yol açacak.

Bugüne kadar çocuklara, kadınlara ve LGBTİ bireylere yönelen cinsel şiddet cezasız kalıyor, kadının beyanı yok sayılarak, fiziksel delil yoksa ceza verilmiyordu. Hali hazırda psikososyal desteğin bir parçası olarak veya cezada ağırlaştırıcı unsur olarak görülmesi gereken ruhsal değerlendirme sürecinin, kadının aleyhine ve erkek egemen hukuka nasıl hizmet ettiğini, bir yıldırma politikasına dönüştüğünü, mağdurların tekrar tekrar travmatize edildiğini biliyoruz.

Cinsel şiddet kriz merkezleri niye açılmıyor?

Cinsel şiddetle mücadelede kadın danışma merkezleri, kadın/çocuk sığınakları, Alo şiddet hattı ve  cinsel şiddet kriz merkezleri yaşamsal önem taşıyor.

Bu kurumsal mekanizmalar oluşturulmadan, kağıt üzerinde yasaları ağırlaştırmak/hafifletmek hiçbir toplumsal/cinsel sorunu çözemez.

Özetle belirtelim ki, önümüzdeki günlerde TBMM gündemine gelecek bu düzenlemeler sözde ceza artırımı, özde ise suçlulara cezasızlık getiriyor! Yüzlerce, binlerce tecavüzcü ya da çocuk istismarcısının serbest kalmasını sağlıyor! Yenilerini özendiriyor!

Cinsel taciz ve saldırıyı önlemeyecek, çocukları ve kadınları korumayacak, saldırganlar üzerinde caydırıcı etkisi olmayacak bu torba yasaya  itirazımız var!

 ŞİDDETE SON PLATFORMU 
Platform üyelerinin listesini görmek için tıklayınız.

Bianet: Erkekler Mayıs’ta 23 Kadın ve Bir Çocuk Öldürdü!

bianet’in yerel ve ulusal gazetelerden, haber sitelerinden ve ajanslardan derlediği haberlere göre, erkekler Mayıs’ya 23 kadın ve bir kız çocuğunu öldürdü; 13 kadın ve kız çocuğuna tecavüz etti; 36 kadını yaraladı; 25 kadın ve kız çocuğuna cinsel tacizde bulundu.

2014’ün ilk beş ayında erkekler toplam 112 kadın öldürdü, 32 kadın ve kız çocuğuna tecavüz etti, 236 kadını yaraladı; 44 kadın ve kız çocuğuna cinsel tacizde bulundu.

Erkekler Mayıs’ta 14 ilde 23 kadın öldürdü. Bu cinayetler esnasında bir erkek ile 8 yaşında bir kız çocuğu da öldürülürken, iki erkek yaralandı.

Haberin devamı için tıklayınız.

CEİD 2. Olağan Genel Kurulu 31 Mayıs 2014 Cumartesi günü gerçekleştirildi.
Yeni dönem yönetim kurulu ve denetleme kurulu üyeleri:

YÖNETİM KURULU:
1-  L.Yıldız Tokman    Başkan
2-  Serpil Sancar        Başkan Yardımcısı
3-  Gülsen Ülker         Genel Sekreter
4-  Serap Madazlı      Sayman
5-  Göksu Günay       Üye

Yedekler:
1-   R. Filiz Kardam
2-   Ayşen Karakulak
3-   Sevinç Ünal
4-   Nisan Kuyucu
5-   İlknur Yüksel Kaptanoğlu

DENETLEME KURULU:
1-   Elif Uysal Erkol
2-   Tülinay Kambur
3-    Belma Beyaz

Yedekler:
1-   Hidayet Tuksal
2-   Zozan Özgökçe
3-  Öykü Ulucay

Mor Çatı: Erkek şiddeti azalmıyor, çünkü en önemli yasa hala kâğıt üzerinde!

Erkek şiddetinin engellenebilmesi için uzaklaştırma ve diğer tedbirleri içeren 6284 sayılı yasa ile ilgili uygulamalar Mor Çatı tarafından 1 yıl boyunca düzenli olarak izlendi. 15 Nisan 2013-15 Nisan 2014 tarihleri arasında Mor Çatı Dayanışma Merkezi ile iletişime geçen 1377 kadın ve çocuğa ilişkin bilgiler kayıt altına alındı. Ayrıca Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, İstanbul Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi, İstanbul Valiliği, Milli Eğitim Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na bilgi edinme hakkı çerçevesinde soru soruldu ve elde edinilen bilgiler derlendi.  Hazırladığımız 6284 Sayılı Kanun Uygulamaları İzleme Raporu aşağıda özetlediğimiz sorunları ortaya koyuyor.  

Haberin devamı için tıklayınız.

Raporun tamamı için tıklayınız.

Soma faciası için üzgünüz!

kurdele2

Eğitim Reformu Girişimi (ERG): Türkiye Eğitim Sisteminde Eşitlik ve Akademik Başarı Raporu Yayınlandı!

Eğitim Reformu Girişimi (ERG), on bir yıldır Türkiye’de eğitim alanındaki gelişmeleri ve değişimi takip ederek yayımladığı raporlarla, ülkemizde eğitim politikalarına ilişkin birikime katkı sunmaya, katılımcı tartışmalara destek olmaya ve kamuoyunu bilgilendirmeye özen gösteriyor.

ERG’den Işıl Oral ve Eileen McGivney tarafından hazırlanan Türkiye Eğitim Sisteminde Eşitlik ve Akademik Başarı başlıklı araştırma raporu, Türkiye’de nitelikli eğitime erişimi olan ve olmayan grupların akademik başarılarının, kişisel özelliklerle ve okul kaynaklarıyla ne ölçüde ilişkili olduğuna ışık tutuyor. Raporda, çeşitli kaynaklardan toplanan veri kullanılarak sosyoekonomik durumun, akademik başarı ile ilişkisi konusunda istatistiksel bir analiz yapılıyor. Ayrıca cinsiyet, bölge, sosyoekonomik durum ve program türü ayrımlarında net okullulaşma oranları ve akademik başarı inceleniyor.

Rapor, Türkiye’de akademik başarının sosyoekonomik durumdan önemli ölçüde etkilendiğini ortaya koyuyor.

Türkiye Eğitim Sisteminde Eşitlik ve Akademik Başarı başlıklı rapora ulaşmak için tıklayınız

Ulusal Danışma Kurulu Yedek Üyesi Olduğumuz TACSO Türkiye’nin İkinci dönem İhtiyaç Analizi Raporu TACSO web sitesinde yayınlandı!

Henüz Avrupa Birliği (AB) üyesi olmayan ülkelerde Sivil Toplum Kuruluşları’na( STK) destek sağlayan bir AB mekanizması olan “Sivil Toplum Aracı” (CSF) nın bir parçası olan TACSO (Sivil Toplum Kuruluşları için Teknik Destek) tarafından hazırlanan Türkiye İkinci Dönem İhtiyaç Analizi Raporu’nun Türkçesi de kısa sürede TACSO web sitesinde yayınlanacaktır.

“Son yıllarda, kamu kurumları ve diğer aktörler tarafından Sivil Toplum Kuruluşları demokratikleşme sürecinin vazgeçilmez parçaları olarak kabul gördüler. Ancak, sivil toplum ve sivil toplum kuruluşu tanımları hala ilgili mevzuatta ve politika belgelerinde yer almıyor. Türkiye’de örgütlenme özgürlüğünün önündeki en önemli engellerden biri yasal çerçevenin yalnızca dernek ve vakıf formundaki oluşumları tanıması ve bunların dışındaki hiçbir örgütlü sivil hareketin tüzel kişiliklerinin tanınmamasıdır. “

Raporun tamamı için tıklayınız

CEID 2. OLAGAN  GENEL KURUL TOPLANTISI DUYURUSU

 Derneğin 2. Olağan Genel Kurul toplantısının 24 Mayıs 2014 Cumartesi günü saat:10.00 da Üsküp cd. Farabi apt. 1/7 adresinde aşağıdaki gündeme göre yapılmasına, çoğunluk sağlanamaması veya ertelenmesi halinde 31 Mayıs 2014 Cumartesi günü aynı adreste, aynı saat ve gündemle yapılmasına, yapılacak genel kurul toplantısı için genel kurul üyelerinin 15 gün önceden elektronik posta ile toplantıya çağrılmasına karar verildi.

CEID Yönetim Kurulu

Gündem:
1- Açılış-Yoklama
2- Divan Başkanı ve iki yazmanın seçilmesi
3- Yönetim ve Denetleme Kurulunun ibrası
4- Yeni yönetim, Denetleme ve Disiplin kurullarının seçimi
5- Öneriler ve Dilekler

Sivil Sesler Festivali, “Özgürlüğün Değişen Sınırları” Temasıyla Başlıyor!

Sivil Toplum Geliştirme Derneği’nin 15-16 Mayıs 2014 tarihlerinde ODTÜ Vişnelik Tesisleri Ankara’da gerçekleştireceği “Sivil Sesler” Festivalinde sizleri de aralarında görmekten onur duyarlar. Bu yıl gerçekleştirilecek olan festivalin teması “Özgürlüğün Değişen Sınırları” olarak belirlendi. 100 STÖ’nün aktivitelerini tanıtmak için stant açacağı festivalde Örgütlenme Özgürlüğü, Yerel Düzeyde Yönetişim ve Katılımcı Karar Alma Süreçleri, İnternet ve İfade Özgürlüğü konularında paneller ve seminerler düzenlenecektir. Ayrıca STÖ’lerin interaktif olarak katılacağı ve diyaloglarının güçlendirilmesine yönelik atölye çalışmaları, kısa film gösterimleri yer alacaktır.

Ayrıntılar ve Festival Programı için tıklayınız

Satı Atakul Makale Ödülü’nün Sahibi Belli Oldu!

odul_afis_web

 Ankara Üniversitesi Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi (KASAUM) ve Ankara Üniversitesi Kadın Çalışmaları Anabilim Dalı olarak düzenlediğimiz Satı Atakul Toplumsal Cinsiyet Araştırmaları Makale Yarışması, Satı’nın doğum günü olan 6 Mayıs’ta sonuçlandı. Sanam Vaghefi, “Devlet ve Diaspora Çıkmazında Feminizm: Türkiye’deki İranlı Sığınmacı Kadınların Toplumsal Dışlanma ve Gündelik Direniş Deneyimleri” isimli makalesiyle ödüle değer bulundu.

Ödüle değer bulunan makalenin yanı sıra Arzu Özyön’ün “Timberlake Wertenbaker’in Bülbül’ün Aşkı Adlı Oyununda Kadının Sessizleştirilmesi ve Sessizleştirilmeye Tepkisi: Pagliaesk Bir Yaklaşım”, Canet Tuba Sarıtaş Eldem’in “Genç Kadın Emeği ve Sermaye Arasındaki Pazarlık: Devlet, Emek Piyasası ve Aile Bağlamında Bir İşsizlik Analizi”, Hatice Çoban Keneş’in “Yeni Irkçılığın Bileşeni Olarak Cinsiyetçilik: Irkçılığın Cinsiyetçilikle Eklemlenmesi”, Nisan Kuyucu’nun “Kadınların Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Önünde Adalete Erişim Sorunu: Mahkeme Kararlarında Cinsiyet Ayrımcılığı Olarak Kadına Yönelik Şiddet”, Şengül Kılınç’ın “Ataerkil Sistemde Kadın Cinselliğinin Tahakküm Altına Alınması” isimli makaleleri jüri tarafından, yazarların da onayı alındıktan sonra fe dergi’de ve Satı Atakul’a Armağan kitabında yayımlanmak üzere seçildi.

Ödül töreni 23 Mayıs 2014 tarihinde düzenlenecektir. Programın ayrıntıları için kasaum.ankara.edu.tr/ adresini takip ediniz.

Satı Atakul 1971 yılında Bahadın’da (Yozgat) doğdu. Sağlık meslek lisesinin ardından hemşire olarak çalışmaya başladı, bir yandan da Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi’ni bitirdi. İletişim yüksek lisansına devam ederken 1996 yılında açılan Ankara Üniversitesi Kadın Çalışmaları Anabilim Dalı’na bağlı Kadın Çalışmaları Yüksek Lisans Programına,bölümün ilk öğrencilerinden biri olarak kaydoldu. 2002 yılında “Popüler feminist bir yayın deneyimi: Kadınlara mahsus gazete Pazartesi” başlıklı yüksek lisans teziyle bölümden mezun oldu. Bu süre boyunca önce Sağlık Bakanlığı’nda ardından Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü (KSGM)’ de çalışmaya devam etti, evlendi ve anne oldu. Hayatla derdi olan kadınlardan biri olarak değdiği her alana, dokunduğu her insana ilişkin hikayeleri oldu hep. Kadın çalışmaları

Bianet Erkek Şiddeti Çetelesi Tutuyor!

“Kadınlar hemen her gün cinsel şiddete, tacize ya da tecavüze uğruyor, yaygın medya da bu taciz, tecavüz, şiddet haberlerini sıradan vakalar olarak sayfalarına taşıyor.

Biz taciz, tecavüz ve şiddet konusunda haberler yapmaya, kadınların mücadelesini aktarmaya devam edeceğiz ancak kadına yönelik şiddetin bir dökümünün de olmasını istediğimizden, yaygın medyanın haberlerini kullanarak şiddetin çetelesini tutuyoruz…”

Bianet Erkek Şiddeti Çetelesi sayfası için tıklayınız

“Yerel İşbirlikleri Aracılığıyla Şiddetle Mücadele Mekanizmalarının Güçlendirilmesi” Projesinin Açılış Toplantısı – 5 Mayıs 2014 – Ankara

Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Mekanizması: Geliştirici İzleme Projemizde birlikte çalıştığımız yerel paydaşlarımız Kadın Dayanışma Vakfı, İzmir Kadın Dayanışma Derneği ve Adana Kadın Dayanışma Merkezi ve Sığınma evi Derneği’nin birlikte yürüttükleri yeni projelerinin açılış toplantısı davetini paylaşmaktan mutluluk duyuyoruz.

Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından finanse edilen Kadın Dayanışma Vakfı koordinatörlüğünde, İzmir Kadın Dayanışma Derneği ve Adana Kadın Dayanışma Merkezi ve Sığınma evi Derneği (AKDAM) ile birlikte yürütülmekte olan “Yerel İşbirlikleri Aracılığıyla Şiddetle Mücadele Mekanizmalarının Güçlendirilmesi” başlıklı projenin açılış toplantısı 5 Mayıs 2014 Pazartesi 15:00-17:00 saatleri arasında İnşaat Mühendisleri Odası, Necati Bey Cad. No: 57 Kızılay/Ankara adresinde gerçekleştirilecektir.

Proje özeti için tıklayınız

Krizde Kadınlar: Avrupa Raporu
Krizin kadınlar ve erkekler üzerindeki etkisi farklı oldu; hem istihdam açısından hem de tasarruf önlemleri sonucu yapılan sosyal servislerdeki kesintiler açısından. Cinsiyet Eşitliği Uzmanları Avrupa Ağı (ENEGE) raporu, krizin başlıca sonuçlarını ve krizi fırsata dönüştürmek için tavsiyeleri sunuyor.
İngilizce haber metni için tıklayınız

İstanbul Sözleşmesi 1 Ağustos 2014 tarihinde yürürlüğe giriyor!
Andorra, İstanbul Sözleşmesini imzalayan 10. Ülke oldu. Böylece Sözleşme 1 Ağustos 2014 tarihinde yürürlüğe girecek. Devamında birçok ülkenin Sözleşmeyi imzalaması bekleniyor.
İstanbul Sözleşmesi neydi?
Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi
Sözleşmeye ulaşmak için tıklayınız