CEİD proje ekibi KEFEK’i ziyaret etti

Toplumsal Cinsiyet Eşitliğini İzleme Projesi ekibi 15 Haziran tarihinde TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu’na (KEFEK) ziyarette bulundu. TBMM Halkla İlişkiler Binası’nda gerçekleşen toplantıya KEFEK Başkanı Radiye Sezer Katırcıoğlu, komisyon üyesi AK Parti milletvekilleri Ayşe Sula Köseoğlu, Ayşe Doğan, Hüsnüye Erdoğan, İmran Kılıç, Fatma Benli, Ayşe Keşir, Bennur Karaburun; MHP milletvekili Deniz Depboylu; Yasama Uzmanı Gökalp İzmir, Yasama Uzman Yardımcısı Cemil Dinmezpınar; CEİD: Proje Yürütme Kurulu Üyesi ve CEİD Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Serpil Sancar, Proje Politika ve Savunuculuk Koordinatörü Ülker Şener ve Proje Asistanı Hilal Arslan katıldı.

Projenin önemi ne değinerek konuşmasına başlayan ve izlemede bağımsız bir organ olarak sivil toplumun önemini vurgulayan Prof. Sancar, proje kapsamında yer alan 10 tematik alanda izleme göstergelerinin geliştirileceğini, veri temelli izleme yapabilmek amacıyla geliştirilen bu göstergelerin projenin 7 ilinde bulunan kamu kurum/kuruluşları, sivil toplum örgütleri ile tartışılacağını ve bu kurumların işbirliği ile ‘Yerel Eşitlik İzleme Eylem Planlarının’ hazırlanmasının hedeflendiğini belirtti. Projenin son aşamasında ise yerellerde elde edilen bu deneyimlerden de yararlanarak ülkeyi temsil edecek ‘Ulusal Eşitlik İzleme Eylem Planı’  oluşturulmasının amaçlandığını dile getirdi.

  

Sancar, bağımsız bir izleme için teknik altyapının geliştirilmesinin amaçlandığını ve ana faydalanıcısının Avrupa Birliği Bakanlığının olduğu Toplumsal Cinsiyet Eşitliğini İzleme Projesinin diğer paydaşlarının Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı (ASPB) Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü (KSGM), Kamu Denetçiliği Kurumu (Ombudsmanlık) ve Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu (TİHEK) olduğunu hatırlattı. Projenin hedef gruplarının hak temelli ve cinsiyet eşitliği temelli izleme yapabilme kapasitesi olan sivil toplum kuruluşları, valilikler, belediyeler ve yerel düzeyde hizmet yürüten bütün ilgili kamu kurum ve kuruluşları olduğunu ifade etti.

KEFEK’ten projeye tam destek devam ediyor

Projeye KEFEK desteğinin en başından beri var olduğu ve yaklaşık beş yıl önce proje fikir aşamasında iken KEFEK Eski Başkanı Sibel Gönül ile görüşüldüğü, hem KEFEK’ten hem de diğer paydaşlardan proje için tam destek alındığı belirtildi. Projenin amaçları doğrultusunda KEFEK ile ortak çalışma alanlarının belirlenip ilişkiler kurulabilmesinin projenin önceliklerinden biri olduğunu söyleyen Sancar, özellikle haritalama raporları çalışması ve toplumsal cinsiyet eşitliği izleme göstergelerinin geliştirilmesi sürecinde KEFEK’in sunacağı önerilerin projenin ara dönem ve nihai çıktılarına önemli katkılar sağlayacağının altını çizdi. Proje ekibi, proje kapsamında kadına yönelik şiddet, siyasete ve karar mekanizmalarına katılım, eğitim, sağlık, istihdam, medya, kentsel hizmetler, insan/kadın ticareti, din ve spor olmak üzere 10 tematik alanda konusunun uzmanları akademisyenler tarafından hazırlanacak raporlar ve projenin ilk yılının sonunda izleme için geliştirilecek göstergeler sistemi için KEFEK’ten görüş ve geribildirim beklediklerini ifade etti. Toplantıda 10 tematik alanın içerisinde din hizmetleri ve spor gibi yeni alanların olmasının faydalı olduğu konusunda görüş birliğine varıldı.

Proje ekibi tarafından projenin gidişatı hakkında bilgi verilecek olan ve altı ayda bir yapılması planlanan Proje Danışma Kurulu (Steering Committee) toplantılarına KEFEK’in katılımının ve politikayı doğrudan yönlendiren aktör olarak proje faaliyetleri ile ilgili görüş ve geribildirimlerinin projeye sunacağı katkının önemli olduğu vurgulandı.

“İzleme şeffaflık sağlar, kaynak israfını önler”

Serpil Sancar, “Kamu politikaları yasal gereklilikler çerçevesinde yapılıyor mu? Uygulayan aktörler ne tür uygulamalar içerisinde bulunuyor? Bu uygulamalar uluslararası normlar ve standartlara uygun mu? Uygulamalar ulusal mevzuat içerisinde Türkiye’deki hukuki çerçevelere uygun mu?” vb., sorulara cevap vermeyi hedefleyen izleme çalışmalarının bağımsız aktörler tarafından yapılması gerektiğinin öneminden bahsetti. Nesnel kriterlere dayalı objektif göstergelerin kullanımının, örneğin kız çocuklarının okullaşması oranı gibi, bağımsız izleme yapan kuruluşların, politika yapıcıların işlerini kolaylaştıracağını ve böylelikle toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadın hakları konusunda olası çatışmalardan uzak durulabileceğini söyleyen Sancar, aynı zamanda veri temelli izleme yapmanın kaynak israfını önleyeceğini, politikayı daha şeffaf hale getireceğini ve karar alma süreçlerine katılımı kolaylaştıracağını ifade etti.

Proje kapsamında pilot iller olarak seçilen 7 ilin 4’ünün (İzmir, Gaziantep, Kars ve Trabzon) Birleşmiş Milletler Kadın Dostu Kentler Ortak Programında yer aldığı, hali hazırda bir kapasitelerinin olduğunu, bu illerin bir bölümünde (İzmir, Gaziantep ve Kars) Belediye bünyesinde eşitlik birimlerinin kurulduğu, yine bu illerde başta İstanbul ve Ankara olmak üzere izleme kapasitesi olan sivil toplum kuruluşlarının güçlü olduğu belirtildi.  Seçilen illerdeki yerel kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşları ziyaretlerine başlandığı, yerelde yürütülecek faaliyetlerin, eğitim ve atölye çalışmalarının, projenin 10. ayında başlayacağı ifade edildi. Proje uygulama illerinde haritalama raporları doğrultusunda geliştirilecek izleme göstergeleri eğitimi, toplumsal cinsiyet eşitliğine duyarlı izleme ile ilgili eğitimlerin gerçekleştirilmesinin hedeflendiği; bu çalışmaların ardından Yerel Eşitlik İzleme Eylem planı için atölye çalışmaları yapılacağı ifade edildi. Eğitim ve atölye çalışmaları için hazırlanacak materyallerin, mevcut verilerin nasıl kullanılacağı ve toplanacağı, göstergelerin nasıl izleneceği gibi sivil toplum örgütlerinin veri temelli izleme yapabilme kapasitelerini geliştirmeye yönelik konuların ve tartışmaların ağırlıklı olacağı belirtildi.

  

“Proje kamu kurumları ve STK’lar arasındaki iletişimi güçlendirecek”

İl Eşitlik İzleme Eylem Planları hazırlık sürecinin faydalanıcı tüm kurumlar arasında, sivil toplum ve kamu kurumları arasında işbirliğinin güçlenmesine destek olacağını, işbirliği ile birlikte rekabet ortamı oluşmasına katkıda bulunacağını ve böylece örnek çalışmaların sayısının artmasını sağlayacağını belirten Sancar “Bir ilde kamu-sivil toplum işbirliği ile yürütülen iyi çalışmalar diğer illere de olumlu bir biçimde yansıyacaktır ve deneyimler paylaşılacaktır. Aynı zamanda ortak çalışma alanları daha net ortaya çıkacaktır” dedi.

“Aile İrşat Bürolarında raporlama yapılamıyor”

Türkiye’de yasal düzenlemelerin değil daha çok zihinsel dönüşümün gerektiğini belirten KEFEK Başkanı Radiye Sezer Katırcıoğlu özellikle kadına yönelik şiddet konusunda uygulama düzeyinde yetersizlikler bulunmasına rağmen sadece sorunun uygulayıcılar olmadığının farkında olunması gerektiğinin altını çizdi.

Aile İrşat Bürolarının yürüttükleri faaliyetlerin raporlanmadığını ve şu ana kadar bununla ilgili bir sosyal etki analizi çalışması yürütülmediğini belirten KEFEK üyesi Ayşe Keşir, vatandaşların özellikle taşrada güven ilişkisinden dolayı Aile İrşat Bürolarına başvurmayı tercih ettiğini, bürolara şiddete maruz kalan kadınların da başvurduğunu ve büro çalışanlarının hizmet içi eğitimlerinde toplumsal cinsiyet eşitliği eğitiminin yer aldığını hatırlattı. Aile İrşat Bürolarının kendi pozisyonları nedeniyle vakaları bildikleri halde danışan kişiler hakkında raporlama yapamadıklarını ve bazen kişilerin bilgilerini raporlayacak düzeyde almaya yetkili olmadıkları için ŞÖNİM’e yönlendirme yaparken telefon bilgisi dahi veremediklerini söyledi.

Komisyon Üyesi Deniz Depboylu kadına yönelik şiddet konusunda erkeğe yönelik öfke kontrolü eğitimleri ya da çocuğa yönelik şiddet konularında sosyal etki analizlerinin oldukça yetersiz olduğundan söz etti. Eğitim alanında 4+4+4 sisteminin kız çocuklarının okula devamını olumsuz etkilediğini ve buna dair istatistiki verilerin Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde olmasına rağmen kullanılmadığını belirten Depboylu, eğitim ve toplumsal cinsiyet algısı konusunda algıların değişiminin zaman aldığını söyledi. Depboylu, STK’ların ve akademisyenlerin alanda yürüttükleri çalışmaların oldukça önemli olduğunu ifade ederek tematik alanlardan birisinin de spor olmasını faydalı bulduğunu, çünkü sporun Türkiye’nin dünyaya açılan yüzü olduğunu vurgulayarak, sporun ülkenin tanınmasındaki rolünün önemine değindi.

Komisyon Üyesi Hüsnüye Erdoğan sağlık hizmetleri alanında hem kadın hem de erkeğin mağdur olduğu şiddetin raporlarda yer alması gerektiğini ve sağlık alanında çalışanlara yönelik mobing de dâhil her türlü şiddetin incelenmesi gerektiğini belirtti.

“Bağımsız kuruluşların izleme yapması sorunları anlaşılır kılar”

Prof. Sancar farklı alanlarda yaşanan tüm sorunları doğru tespit edebilmek için nesnel değerlendirmenin ne derece hayati olduğunu ve sürekli bürokratların ve dolayısıyla politika uygulamalarının değiştiği bir ortamda objektif izleme göstergeleri ile meselelere daha doğru yaklaşılacağını ifade etti. Stratejik önemi olan konularda veri yetersizliğinin olduğunu vurgulayan Sancar, veri olmadığı zaman nesnel tanımlamalar yapılmasında zorluklar yaşandığını, bu nedenle veri eksikliklerini birlikte saptamak ve bu eksikliklerin giderilmesi için gerekli yasal düzenlemeler yapılmasının önemli olduğunu belirtti. Sancar ayrıca, kamu kurumlarının ve yerel sivil toplum örgütlerinin izleme kapasitelerinin yetersizliğine dikkat çekerek projenin nihai hedeflerinden birinin güvenilir bağımsız kuruluşların izleme kapasitelerini güçlendirmek ve kendi imkânları ile mevcut verileri derleyip, yeni veriler toplayarak izleme yapabilmelerini sağlamak ve böylelikle sorunların nerede olduğunun daha rahat anlaşılabilmesine katkı vermek olduğunu söyledi. Serpil Sancar, proje uygulama sürecinde tespit edilen ve izlemeyi zorlaştıran yasal düzenleme eksikliklerini KEFEK’in gündeme alabileceğini öneri olarak sundu.

“İspanya’da kadına yönelik şiddet daha düşük düzeyde görünüyor”

KEFEK’in yakın zamanda yaptığı İspanya ziyaretinden söz eden Komisyon Üyesi milletvekili Hüsnüye Erdoğan kullanılacak ve geliştirilecek göstergelere ait verilerin iyi değerlendirilmesi ve kullanılacak verilerin ülkeyi Avrupa’ya kıyasla olumsuz eleştirilere açık bırakacak şekilde sunulmaması gerektiğini belirtti. İspanya ziyareti sırasında kadına yönelik şiddet oranının Türkiye’den daha az olduğunu gördüklerini, bunun sebebinin ise İspanya’da kadına yönelik şiddet tanımının kanundaki karşılığının nikâhlı eş ya da kadının duygusal bağı olduğu erkeklerden yönelen şiddetle sınırlandırılması ve istatistiklere bu biçimde yansıtılması olduğunu belirtti. Kadına yönelik şiddetin Türkiye’de daha geniş tanımlanması nedeniyle rakamların yüksek olduğunu aktaran Erdoğan, örneğin İspanya’da Özgecan vakasında olduğu gibi ısrarlı takibin genel orana yansıtılmadığını ifade etti.

Komisyon Başkanı Radiye Sezer Katırcıoğlu tematik uzmanların hazırlayacağı raporlarda öncelikle Türkiye’nin söz konusu alanda geldiği aşamayı tanımlayıp, ardından geliştirilmesi gereken yerlere işaret etmelerinin daha faydalı olacağını belirtti. Buna ek olarak, uygulama alanı geniş ve nüfusun büyük olduğu Türkiye’de taşra ve merkez arasında farklılıkların giderilebilmesi için özellikle sosyal politika alanında etki analizlerine ihtiyaç olduğunu dile getirdi. Katırcıoğlu, sahada uygulanan sosyal politikaların ne kadar etkili olduğunun ve sosyal politika alanındaki kanunların uygulanmasının uzun vadede ne gibi etkilerinin olacağının ölçülmesi gerektiğini ifade etti.

“Sosyal politika sonraki projenin tematik alanlarından biri olacak”

Bu çalışmaları yapmak için Türkiye’de yeterli uzmanlık düzeyinin olduğunu ve haritalama çalışması sırasında ülkeler arası karşılaştırılabilir veriler baz alınarak oluşturulacak göstergelerle ilgili ara raporların komisyona iletileceğini belirten Sancar, projenin bir sonraki fazında tematik alanların sayısının arttırılmasının planlandığını söyledi. Yeni eklenecek alanlardan birisinin de sosyal politika olmasının düşünüldüğünü ve bu toplantı sırasında buna duyulan ihtiyacın belirtilmesinin proje için önemli olduğunu söyledi.

Toplantı sonunda proje ekibini bu önemli çalışmadan dolayı tebrik eden KEFEK Başkanı Katırcıoğlu bölge toplantılarında alandaki sorunları derinlemesine gözlemlediklerini ve KEFEK’in kırsalda kadın kalkınması, engelli ve engelli yakını olan kadınlar ve yurt dışında yaşayan Türk aileleri gibi konularda yürütülen alt komisyonların çalışmalarına ait raporları proje ekibiyle paylaşmaktan memnuniyet duyacaklarını belirtti. Madrid temaslarında edindikleri tecrübenin kendileri için önemli olduğunu aktaran Katırcıoğlu, KEFEK ve Birleşmiş Milletler işbirliği ile yürütülen çalışmaların sonucunda izleme birimlerinin oluşturulacağını ve bu birimlerden bizzat milletvekillerinin sorumlu olacağını, beraber yürütülecek toplumsal cinsiyete duyarlı bütçelemeyi Ulusal Kalkınma Planına koymayı hedeflediklerini aktardı. Katırcıoğlu toplumun genelinde kanun ve cezadan daha çok, kendi değerlerimiz ve hassasiyetlerimiz göz önünde bulundurularak algı ve davranış modellerinde değişiklik yaparak kadınlara ait sorunların sıfır noktasına geleceğini düşündüğünü ifade etti.